Cuma, Şubat 06, 2009

kalpten parçalar


bu yazıyı yazdığım sırada hamdi koç'tan ilk kez bir şey okumuş ve açıkçası çarpılmıştım... sonra diğerlerini de okudum tabii.

Okuyucu beni ayıplama, Hamdi Koç'u da ilk kez okudum. Kalpten Parçalar onun beşinci kitabı. Kitap hakkında, hakkını vererek yazılmış bir Teoman yazısı görünce de susup kalmadım desem yalan olur. Teoman Koç'u iyi biliyor, zannedersem aralarında bir arkadaşlık da söz konusu.

Şimdi ben ne yazsam, kitaptan aldığım keyfi Teoman kadar iyi ifade edebilecek değilim, en azından böyle geliyor. Kalpten Parçalar beni yakaladı, kitabı bırakamamacasına ele geçirdi. Kanepeme kıvrılıp üzerimde battaniyem, yanımda kakaom ile uslu uslu okudum. Üstelik sıradan bir kanepede otururken bir ilişkiye baştan sona tanık oldum. Hem de gayet sahici bir ilişkiye. İsmiyle müsemma Talat isimli silik, dikkat çekmemek için elinden gelen çabayı gösteren, işine gidip gelen bir adamla kendine güvenen, ne istediğini bilen ya da bildiğini sana Meltem'in ilişkisi bu.

Kadınlar ah erkekleri nasıl da yanlış tanımaktalar değil mi? Talat'ın dikkat çekmemek için elinden gelen çabayı göstermesini Meltem başka bir gezegenden (Venüs'ten?) gelen başka sinyallerle yanlış yorumlamakta; onun ne istediği bilen, kendine güvenen, kendini göstermeye ihtiyaç duymayan bir adam olduğunu sanmakta... Ve elbette "her adamı" elde etmeyi başaran Meltem'in kendisine ilgi göstermeyen bu adamı da elde etmesi lazım...

Talat Meltem gibi bir kadının kendisinde ne bulduğunu bilmemekle beraber, böylesi albenili bir kadına hayır diyemeyecek kadar da yalnız şu hayatta. İlişki dediğimiz şey başlar başlamaz Hamdi Koç yüzümüze soğuk sular çarparak mesela Meltem'in uzaktan o sütun gibi görünen bacaklarının üzerindeki ağda yapılsa dahi nokta nokta küçük kılların varlığıyla bunalan Talat'ı dillendirmekte.

Hem sonra evlenme kararı Meltem'in. Derken ailelerle ilgili meseleler, ev tutma hikayeleri falan ne kadar da ustaca, ne kadar da hayatın tam içinden bir anlatımla bize ulaşmakta. Ben çok sevdim bu kitabı, siz de sevin istiyorum. Hızımı alamadım, İyi Dilekler Ülkesi'ne de başladım. Yarıladım bile... Bir dahaki sefere onu da anlatmak niyetindeyim... (Kalpten Parçalar, hamdi Koç, Doğan kitap, 2005)


teoman'dan "kalpten parçalar" yazısı
Hamdi Koç, denince benim aklıma 'sıradan-eksantrik' karşıtlığı geliyor sürekli. Kalpten Parçalar, iki kişilik bir roman; Meltem ve Talat'ın hikâyesi. Diğerini eksantrik zanneden, sıradan iki insanın...

Hamdi Koç, kitaplarının -en azından kahramanları açısından- ortak yönü çoktur. Bu ortak yönlerin optimum kullanımı için iyi silahlanmış olması sayesinde, modern edebiyat içerisinde çoğu zaman gerçekçiliğe, kimi zaman da birazcık meta anlatıya doğru seyrederek her kitabında hem tanıdık, hem farklı bir şeyler veriyor okuyucuya.
Eğer Koç'un kitaplarını ikiye ayırırsak Kalpten Parçalar, sıradan hayatlar kategorisinde, bir anlamda Melekler Erkek Olur'un küçük novella kardeşi gibi... Daha bir eksantriğe doğru meyleden İyi Dilekler Ülkesi ve Çiçeklerin Tanrısı'ndan değil yani.

Otto F. Kernberg, Aşk İlişkiler adlı incelemesinde diyor ki:
"Âşık olma kapasitesi, bir çiftin ilişkisinin temel direğidir. Bu erotik arzuyla idealleştirmeyi bir araya getirme kapasitesi ve derinliğine bir nesne ilişkisi kurma potansiyeli anlamına gelir."

Meltem ve Talat'a biraz da "âşık olma kapasitesi" açısından bakmakta yarar var. Kitap, belki de bu kapasiteden bahsediyordur...

Talat, içe dönük, fazla analizci ve riskten kaçan birisi. Meltem ise ilişkilerinin kötü dönemlerinde Talat'da hissettiği ama dile getirmediği sıradanlığı, ilişkilerinin başında veya iyi zamanlarında, değişik, çekici -ve yine o terim!- eksantrik bulacak kadar uçarı.

"Dikkat çekici bir erkek olduğunu bildiği için dikkat çekmemeye çalışırcasına beyaz gömleğin çekingenliği içine saklanıyor... Bu adam kendine değer veriyor dedi içinden, ya birine âşık, ya da çok gururlu"

Halbuki;
"Talat beğenilmek, sevilmek, hatırlanmak, nihayet istenmek gibi iyi duyguların karşısında kendini uzak bir rastlantı olarak görmeye alışkındı.... öyle yetişmişti bir kere, önemsizlik inancı içerisinde"

Analizci beyni ise Meltem'i alt başlıklarda düşündürüyordu ona
"erkekleri seviyor.
zengin kızı
pahalı şeyler giyiyor
bakımlı erkekleri seviyor, bakımsızmış gibi görünenleri."

Evlilik teklifini Meltem'in yapmasından sonra, Talat'ın suskunluğuna sığınırken aceleyle duygusal analizini bitirip, Meltem'in ciddiyet derecesini bilmediğinden ona aynı sesle cevap vermesini, Talat'ın soğukkanlılığına yormuş olması kuvvetli bir ihtimal olan Meltem karşısında o;
"En iyisi galiba, Meltem'e aynı şeyi aynı sesle söylemekti. Bunun riski olmayacaktı. Evlenelim, dedi az sonra."

Hikâyeden bahsetmekten burada vazgeçiyorum. En önemli şey o değil zaten.
Bir ilişkinin evrelerinin kadın ve erkek tarafından yorumları, kadın arkadaşlıkları, ailelerin, geçmişin yükleri, ilişkilerin imkânları ve imkânsızlıkları gibi sıradan görünen, gündelik ama önemli bir sürü detay var kitapta.

Hamdi Koç, kahramanlarını -özellikle erkek olanları- utandırmadan düşündürüyor. Erkek kahramanlarına bazen olgu, bazen de özlem olarak yüklediği 'serbest adam' temasını kendisinden almış olmalı. Yine ya gerçek ya da kendi ulaşılacak hayali olarak...
'İdeal yazar'ı hapislerde çürüyen aşırı romantikler arasında değil de keyfi hep gıcır olan 'Henry James' olarak gören, sosyal gerçekçiliğin, siyasi ve aşırı sosyal angajmanın sanat eserini neredeyse çöpe çevirebilme, hatta kesin çevirme ihtimalinden bahseden, estet Lukacz'a 'köylü' dediği için birçok koldan fırça yiyen ve bu fırçalardan zevk aldığı kesin olan yazarımızın (aslında bence diğerleri oltaya geldiler!) kahramanlarının duygularını okuyucuya pervasızca verdiğini görmek o yüzden pek de şaşırtmıyor bizi.

Hamdi Koç'u seviyorsanız bu kitabı da sevecek, sevmiyorsanız da belki sevecek, belki de sevmeyeceksiniz.
Neden mi? (Talat'ın analiz stiliyle!)
Güzel kitap
küçük, novella tadında
kadın-erkek ilişkisi var
Güzel kitap (tekrar!)

Yine de doğru kitap böyle yazılarla değil de, biraz meyve seçer gibi daha iyi anlaşılıyor. Ama bilin ki; bir kitapçıda bu kitabı elinizde evirip çevirdikten, birkaç satır okuduktan sonra ona 'nasılsın?' derseniz, o size 'bildiğin gibi' diyecektir.

Bana da 'beni' soracak olursanız, ben Hamdi Koç hayranıyım...

6 yorum:

Sardunya dedi ki...

Alacağım bugün. Bir de sağ menüdeki listeyi de takip eden bir hayran kitlen var:))) bilgine. Yakın zamanda bir gecede okuyup bitirdiklerim diye de bir liste talep etsem haddimi aşmış mı olurum bilemedim.

ece arar dedi ki...

sen öyle diyince toparladım sağ tarafı. yaşa sen:))))

tubik dedi ki...

Çok güzel bir açıklama olmuş kitapla ilgili. Sizinki de Teomanınki de... Daha fazla kitap daha fazla kitap diyenlerdenim ben de.. İsimlerini, yazarlarını "Ece Arar'ın tavsiyesi" diyerek defterime not almak hoşuma gidiyor..

Özgür Turan dedi ki...

Ece, ben de çok seviyorum Hamdi Koç. hemen alacağım teşekkürler yazı nefis olmuş.

Cocukla Cocuk dedi ki...

Ece, kitap tavsiyelerini not alıyorum. en kısa zamanda alacağım bu kitabı.

özlem dedi ki...

Müthişti Kalpten Parçalar, bir kere daha okuyabilirim o kadar yani.
Sevgiler Ece...