Pazartesi, Mart 16, 2009

buket uzuner de şöyle demiş;

“Adalet hanımın kitaplarıyla büyümüş, ona çok şey borçlu olan bir yazarım. Adalet hanıma ‘deli’, ‘yaşlı’ ya da ‘hasta’ muamelesi yapılmasından çok rahatsız oluyorum. Adalet hanım aklı başında ve ne söylediğini bilen bir insan. O yüzden ona ‘ayıp etmiş’ demeden evvel ‘ne demiş ve neden demiş’ diye sormak gerekiyor. Edebiyat dünyasında usta-çırak ilişkisi çok önemli o yüzden genç yazarların biraz daha dikkatli olmaları gerektiğine inanıyorum.

Elif Şafak Siyah Süt‘de lohusalık dönemini anlatıyor ama benim kulağıma Elif Şafak’ın bu kitabı henüz hamileyken kurguladığı ve yazmaya başladığı yönünde dedikodular geldi. Lohusalık dönemi çok zor bir dönemidir. Ben de anne olduğum için biliyorum. Vücuttaki hormon seviyelerinin değiştiği bir cinnet dönemidir bu... O yüzden henüz lohusalık dönemi bitmemişken bir kitap yazabilmenin mümkün olduğunu sanmıyorum. Hele de bu kitap lohusalık dönemi hakkındaysa... Ben bir anne ve yazar olarak bunun neredeyse ‘imkansız’ olduğunu söyleyebilirim. Elif Şafak bunu başarmışsa ne mutlu ona! Ben bunu başarabilecek bir yazar bilmiyorum tarihte.”

taraf.com.tr'den

7 yorum:

bütün bunlar düş dedi ki...

Elvin'le ikinizi Bursa Kitap Fuarı'nda gördüğümde "merhaba" demeye fırsatım olmamıştı. O "merhaba"yı şimdi demek istedim.

bütün bunlar düş dedi ki...

Neden kadınlar arasındaki çatışmalar böyle magazinel boyutta kalıyor? Bazen hiç kabul etmek istemesem de bunun "kadının doğasında" var olduğunu itiraf etmek zorunda kalıyorum.

Kadın yazarların fikir çatışmalarını da denk gelecek miyiz acaba bir ara..

Nihan dedi ki...

İşte bu yüzden bence edebiyat dünyası magazinden uzak durmalı. Adalet Ağaoğlu'nu çok severim, Elif Şafak'ın çok yetenekli olduğu tartışma götürmez ama iki yazarın bu şekilde ortaya dökülmesi ne derecede doğru. Hangisinin haklı olduğunun ne önemi var. Ben Müjde Ar'la program sunduğu için artık Pınar Kür okuyamıyorum, Elif Şafak hakkında zaten uzun zamandır inanılması zor hikayeler duyuyordum, Masumiyet Müzesi'ni alıp okumaya hala elim gitmiyor, bir de Adalet Ağaoğlu'nu da kaybedersek... Edebiyatçıdan celebrity olmamalı bence. Keşke ne olduysa kapalı kapılar arkasında kalsaydı. Bu kadar iyi yazarlar bu kadar (hem de böylesi konularla) ön plana çıkmasaydı.

tubik dedi ki...

Buket uzuner konuya ne şekilde dahil olmak istemiş, bunu neden görevi bilip kolları sıvamış anlamadım..

Elif Şafak'ın birçok kitabını okudum, hatta uzunca bir süre favori yazarlarımdan biri oldu, hakkında çıkan birçok söylentiden ötürü eskisi gibi favori gözüyle bakamamaya, yazdıklarını masumca okuyamamaya ve kelimelerinin ardında art niyetler aramaya başladım.. Kendimce bazen bu söylentilere uygun ipuçları da yakaladım noktalarında, virgüllerinde...

Adalet Ağaoğlu ise tecrübesi su götürmez bir edebiyatçı elbette. Kitaplarını çok erken yaşta okumaya çalışmıştım. O yaş için ağır geldiğinden bıraktım, bilinçaltından olsa gerek, bir daha da elim gitmedi. Sanatından ya da yeteneğinden dem vuracak donanımım yok ancak, Ermeni'lerden özür dilemeyi kabul eden aydınları (!) temsilen, bir televizyon kanalında verdiği desteğin sebebini açıklıyordu. İşte o an yaşlılıktan mıdır, başka birşeyden midir bilemem, o altı boş, çocuğu bile ikna edemeyecek üslupta ve içerikteki açıklamaları ile, ya Buket Uzuner'in dediğinin aksine artık aklı başında bir çınar değil, ya da bizim bilmediğimiz, görmediğimiz, anlamadığımız niyetleri giydirmişler üzerine, alışık olmadığımız için eğreti geliyor bize..

O yaşta bir tecrübenin yapmakta olduğu, o açıklamalarındaki gibi lüzumsuz bir inatlaşma bu kitapla ilgili. Konu, sevgililer gününde pembe, kalpli, alışverişkolik serilerinin kapağına benzeyen bir kapağı olan kitabıyla 14 şubat haftasında boy boy dergilere gazetelere konu olan Elif Şafak ile, -kendine göre- bu kadar olumsuz tarafı olan bir yazarı kaale alıp, kitaptan bir sene sonra ısıtıp gündem yaratan, gündemi de çayla kahveyle saçma bir yarışa döndüren Adalet Ağaoğlu arasında pinpon maçına dönmüş. Buket Uzuner de kokartı olmayan hakem rolünde, galibiyeti Adalet Hanım'a bahşetmiş..

Birçok yazar arasından bu kadar sıyrılmış bu yazarlarımıza yakıştıramadığım, samimiyetlerinden giderek şüphe duymamı sağlayan bir olay oldu bu..

Lafı uzattığım için özür dilerim :)

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

işler karıştı şimdi de Buket Uzuner'in Elif Şafak için yalancı dediği yazılıp çizilecek. Ben işlerin bu magazinel boyuta gelnmesinden hiç hoşlanmadım

mermaid dedi ki...

buket uzuner'den de tamamen soğumama ramak kaldı:)
bir de nihan'ın yorumuna katılıyorum.

Pratik Anne dedi ki...

Konu annelik ya bir yerinden. Ben de karisacagim bu muhabbete. Kambersiz polemik olmasin. Herkesin lohusaligi bir mi? Benim ne hamileligimde ne lohusaligimda hormonlarim sheetmedi. Her iki hamileligimde doguma gidene kadar isime devam ettim. :P Edebi kabiliyetim olsaydi kitap yazabilirdim.