Salı, Temmuz 25, 2006

beş kilometre öteden...

tam ben bunları yazarken yeni çıkmaya başlamış bir okul öncesi eğitim dergisi onlar için yazmamı istedi, hevesle "yazarım" dedim, benim bu her şeye ve her yere yazma telaşım ne olacak acaba... o ilk gün gittiğimde gayet neşeli bir şekilde oynuyordu elvin, ertesi gün ve işte o güne kadar geçen bütün bu günlerde rutinimizi bozmayarak dokuzda uyandık, ona kadar kahvaltı, sonra onun çayla çizgi film keyfi, on bir gibi okul. daha farklısını şimdilik düşünemiyorum, sabahın köründe işe yetişmek gibi bir derdim olmadığından, kızımı da sekiz- dokuz gibi okula bırakmaya niyetim pek yok, gerek de yok. işe gider gibi anaokuluna gitmek gerekmiyor çünkü.

here defasında "gitmeyelim" dese de, okula gelince yelkenleri indiriyor, öğretmenini sevdi, onu görünce akan sular duruyor, ben de birkaç saat yokolup onu almaya gidiyorum sonra. dört saat maksimum okulda kalış süresi. birçok okul var ki "çocuk kendi yemeğini yiyecek" diyor haklı olarak ama haksız olarak da yemeyenle uğraşmıyor, burada böyle değil, okullar küçüldükçe daha insani tavırlar bulabiliyorsunuz, burada da henüz öğretmeni yediriyor yemeğini çünkü yemekhaneye daha ısınmış değil, orada diğer çocuklarla yanyana oturmak ve bir düzenin parçası olmak fikri bizimkini hala pek korkutuyor, tabii buna da alışacak. ama durumu iyi, bana okul sonrası neler yaptıklarını anlatıyor, yaprak topladık, gül topladık, vazolara koyduk, kaydıraktan kaydık vesaire... birilerinin benim yerime kızıma yaprak toplatıyor olmasını seviyorum, benim şu ana dek yüklendiğim eğitsel görevlerin alasının yerine getiriliyor olmasını seviyorum.

okul 1-5 ağustos arası tatil, sonra yeniden başlayacağız, bu "gitmeyeceğim"ler sona erecek bir gün, vicdan azabı falan çektğimi söyleyemem kızım böyle dedikçe, çünkü almaya gittiğimde de "daha oynamam lazım" diyor...

okul işiyle ilgili naçizane fikirlerim var, birincisi psikoloji mezunuyum ve çocuk psikolojisiyle ilgili yüzlerce ders aldım, ikincisi bir anaokulunda psikolojik danışman olarak çalıştım, üçüncüsü işim gereği çocuklarla ilgili yazılmış ve çocuklar için yazılmış yüzlerce kitabı şu son iki üç yılda okudum ve sonuncusu; elvin dört yaşını yeni bitirse de bundan önce iki okul deneyimi oldu, okulları karşılaştırabilme yeteneğine artık sahibim ve biliyorum ki, kızımı mutlu edecek okulu artık beş kilometre öteden tanırım...

not. bloggarage sale'deki bazı kitaplar satıldı, bazıları duruyor, aşağı doğru kayıp kalanlara bakabilirsiniz. yeni kitaplar ilave edeceğim yakında.

5 yorum:

Adsız dedi ki...

Merhaba Ece, uzun zaman önce de yazışmıştık seninle, bursalianneler adında yahooda bir mail grubumuz var, katılmak istersin belki, 80kişiye yaklaştı sayımız, arada topalnıyoruz da, katıhatırlarsın sanıyorum, ben geçen sene yarım gün başlattım oğlumu yuvaya, kızın hangi yuvaya gidiyor?

Özgür İde

yasemin dedi ki...

ece selam,
cem de başladı biliyo musun? yine zamanlama aynı :) cem şimdilik haftada 2 gün 2 satten toplam 4 saatliğine gidiyor.

sspss dedi ki...

şu heyecan ne güzel, yeğenim doğduktan sonra aynılarını ben de hissetmeye başladım, daha çok erken olsa da.. ama aynı zamanda ben bir öğretmenim. elvin'in daha kolay adapte olması için, okula istediği saatte gitmeyi alışkanlık haline getirmeden yavaş yavaş önerilene dönmeni tavsiye ederim. çünkü esas o zaman çocuk kendini diğerlerinden farklı görerek uzaklaşmaya başlıyor. örneğin bir etkinlik anlatılıyor, çocuklar heves içinde başlıyor, tam ortasında çat kapı biri geliyor. sonradan gelen çocuk etkinliğe katılmak istemiyor, çünkü diğerleri başlamış, ondan ilerde, o ise onlardan geride, çocuk kabuğuna çekiliyor. ya da başlıyor ama hep sonda bitiriyor. ya da çocuklar gün içinde sabah olan bir olayla ilgililer, bu küçük bir dans, bir süpriz veya bizim için çok olağan ama onlar için süper olan bir şey olabilir, ama geç gelen anlamıyor, yabancı kalıyor. öğretmenler için de zor, ama bu bizim görevimiz, geç kalmayıp başka nedenden de olsa geride kalanı, kopanı gruba dahil etmek.. o yüzden diyeceğim diğer çocuklardan farklı olduğunu hissetmemeli, belki sabah erken gitmeli ve öğlen alınmalı, yine az saat, alışma dönemi, ama en azından başlangıçta çocuk diğerleriyle hazır durumda, "okul ne?" farkında.

ece arar dedi ki...

sevgili sspss, uzun zamandır yazdıklarını düşünüyorum, seninle uzun uzun konuşsak?

sspss dedi ki...

seve seve.. e-mailim vardı, ya da belki msn'de, ya da belki ben bursa'ya gelince..