Cumartesi, Temmuz 15, 2006

tuhaf zamanlar

kendi evime, kendi yatağıma, sehpama, çay bardaklarıma, dolabıma döndüm; döndük... kolay olmadı, durun anlatacağım. ama "şu an olan"la başlayayım; elvin hanım artık hiçbir yeri uyumak için yeteri kadar rahat bulmuyor, bu yüzden de evin her odasında yatak ve kanepeleri denedi önce ve bilin bakalım şu anda nerede uyumakta? daracık koridorda, yerde, ufacık bir halının üstünde...

onu buraya getirmek kolay olmadı, bir tür "anneanne hastalığı"na yakalandı. eyvallah, insan sever anneannesini, onunla zaman geçirmek ister de bizimkisi aşırı boyutlara ulaştı, gerçekten bu konuda yardım önerilerinize açığım. yazlıkta uzun süredir beraberiz anneanneyle, evet, bazen havuz kenarına beraber indik, evde beraber durduk falan ama son günlere kadar şu derece bir bağımlılık yoktu; şu derece dediğim de şu:
-hadi kızım havuza gidelim,
-aham (anneannesine yedi aylıkken taktığı ad) da gelsin.
-gelmiyor işte, işi var.
- o zaman ben de yüzmem.

veyahut şöyle, hazırlanılmış, giyinilmiş salıncaklara gidiliyor, iki merdiven inmişiz, annem hoşçakalın demek üzere kapıya gelmiş.
-sen de gel aham
-işim var kızım benim
- o zaman ben de sallanmam.

bir çocuk yani, yüzmekten, sallanmaktan vazgeçebiliyor, öyle bir durum oldu... bu yüzden de kendi evimize gelmek bence farz oldu çünkü sahiden çok sıkıldım bu durumdan ama çocuğu arabaya bindirmek mümkün değil, bir kere bindik, kıyameti kopardı, "lütfen beni geri götür" diyerek ağlamalar vesaire. canım yanmış bir kere, nasıl alıp da eve gideceğim, ondan sonra efendim, okula nasıl alıştıracağım bilemiyorum, en nihayetinde dün "ahamlar tatile gidiyor" dedim, "baban çok özledi" dedim defalarca ve birkaç rüşvet önerisinde bulundum, carrefour, istediği parmak arası terlikler, jetonlu oyuncaklar, kedili restoran, lunapark falan... abartmışım değil mi? resmen şart oldu abartmak. "aham sen de gel lunaparka" diyerek uyandı bu sabah, aham da benim direktiflerim doğrultusunda, "olmaz, biz tatile gidiyoruz dedenle" dedi.

bir müdddet "gitmeyeceğim" dediyse de, yol boyu kafasını meşgul etmek suretiyle kapağı carrefour'a attık. bilanço ağır. sırasıyla, peacocks'tan parmak arası terlik ve hırka. 22 YTL, yemek: 13 YTL, jetonlu oyuncak: 5 YTL, zıplayan top: 1 YTL, hello kitty'li taç: 4.5 YTL, starbucks'ta frappucino: 5 YTL. Sonunda nihayet ev, evim.

uyuyor işte koridorda. beş yaşın ilk aylarındayız daha ama çok acayip bir yaş olduğuna kanaat getirdim ben, iki yaş felakettir ya, üç ve dört şahane bence ama beş yaş beni çok zorluyor...

3 yorum:

burcu-mutfak camı dedi ki...

Kaçırdığım bir kaç yazını okudum da ne güzel yazmışsın diye düşündüm. düşüncemi sana da söylemek istedim. hem içerik hem yazı açısından doyurdu beni. hoşuma gitti:O)

ece arar dedi ki...

burcucum okumaya devam, ben de her gün seni ziyaretteyim, mezun olmana sevindim, oğluşun doğum günü kutlu olsun ayrıca.

blacklebron dedi ki...

merhabalar efendim .. ben geldim .. karşılama olmadı ama olsun (:
takipteyim!