Çarşamba, Nisan 04, 2007

bir yıl


düşünüyorum benim niye bir blogum var diye. sahiden. bir yıl olmuş ya, hadi muhasebe yapalım havasındayım. neden yazıyorum? tam, kesin, bariz, "evet, bu yüzden!" şeklinde bir yanıtım yok -hangimizin var?-.

on yıldır köşe yazıyorum ben, yirmi beş yıldır belki günlük tutuyorum, onlarca öykü, iki yayınlanmış, iki-üç yayınlanmamış kitap, gazete haberleri falan, hepsi okunmak için.

sadece okunmak için değil elbette, yazınca nefes alabiliyorum, okununca iki kat hızlanıyor nefesim, bir tür mentollü nefese dönüşüyor. bunu biliyorum tamam da, neden bir de blog?

gerçi pek uzun yazamıyorum, iki satır laf yazıp kaçıveriyorum ama yine de yazıyorum.

niye? bunu anlamlandırmak zor. ancak şunu söyleyebilirim ki, bana kazandırdığı birkaç şey var blogun. bir kere yasemin'le tanışmak, derken efendim arkadaş olmak, benim blog sayesinde yaptığım en iyi şeydir. insan bu yaşında arkadaş edinemiyor, onu konuştuk birkaç kere yasemin ile, ama işte, oldu. yasemin mesela, öyle değerli ki benim için, yazmasam da aklımda. o ne der dediğim, izlediği filmleri sevip sevmediğini merak ettiğim, okuduğum bir kitabı beğenecek mi diye düşündüğüm bir insan. biliyorum, şimdi bunu okuyunca "yazmasaydı keşke ece" diyecek, olsun. yazdım.

blog başka ne kazandırıyor bana? başka arkadaşlar da tabii, "lost in translation" olmadan anlaşabileceğim insanlar, iki çift laf edebileceğim, yazıyla da olsa kontakt kurabileceğim birkaç kişi.

ben üstelik, öyle yazdıklarına onlarca yorum alan meşhur bloggerlardan da değilim, istemiyorum da zannedersem. hani herkese laf yetiştirmek, sağol demek bana göre değil. bunu iyi yapanlar var, kınamıyorum.

bir de mesela, beni en çok dehşete düşüren, ne yalan söyleyeyim, yemek blogları. evet okuyorum, evet hayranlıkla okuyorum ama dehşet içindeyim. memleketimde bu kadar güzel yemek yapan ve efendim, bir de bunu üstüne eli fotoğraf makinesi, ayrıca da eli kalem tutan ve bütün bu yemekleri tarifleriyle, şusuyla busuyla yazıya dökebilen ne kadar çok hemcinsim olduğuna şaşırmaktayım.

bunun dışında, "tematik" blogları sevdiğimi itiraf ediyorum, neyse o yani, meral'in sadece kitaplardan bahsetmesi bana çok ulvi geliyor mesela.

benim blog ise bir nevi çorba. bu da hadi diyelim, ikizler burcu insanına has bir tavır olsun.
diyeceğim şu ki, neden sorumun yanıtı yok. ama "neden olmasın" diye de bitirilebilir bu post...

12 yorum:

Sardunya dedi ki...

Ben hep uzaktan okuyorum. Çorba gibi gelmiyor hiç. Daha çok mentollü nefes gibi ferahlatıyorsun diyelim:)

figen dedi ki...

ece senin önce kitaplarınla tanıştım ,sonra anneyiz bizdeki yazılarınla ,ordanda kaybolunca google'den bloguna ulaştım ve senin sayende bende blogger oldum.köşe yazılarınıda okuyorum.(sapık değilim canım korkma:)sevgiler..

bartonfink dedi ki...

Yaklaşık 20 yıldır birbirimizin yazdıklarını okuyoruz. Bilirsin, bu elektronik şeyleri pek sevmem ama bu blog hadisesini pek sevdim.Hem Elvin'imin resimleri var, hem de senin cümlelerin.Bugün nasılsın mesela anlayabilirim yazdıklarından ve seni aramaya ya da aramamaya karar verebilirim.Yani blogun böyle bir faydası da var benim açımdan:Eceninruhhaliniölçermetre.
Bir de, benim de blogum oldu bak ne güzel.Yeniden cümlelerime dönerken, sevimli bir yardımcı gibi...

Adsız dedi ki...

Ece neden olmasın tabii ki, iyi ki de olmuş hem. yoksa ben nasıl öğrenecektim senin küçükken aziz nesin'in bursa'ya gelip "şimdiki çocuklar harika"yı sana imzalamasını hayal ettiğini? üstelik ben bursa'da üniversitede okurken aziz nesin bursa'ya geldi ve ben ona "şimdiki çocuklar harika"yı imzalattım, sene 1989. hatta beraber bir resmimiz de var. sen orada mıydın acaba??

gülçin

Meltem Sözer dedi ki...

Mutlu yıllar bloğuna. İyi ki yazıyorsun.

şadan dedi ki...

merhaba,
2003 başıydı hamileydim ve ilgileneceğimi düşündüğü için arkadaşım altkitap'tan "ecenin hamilelik günlüğü"nü indirip bana göndermişti. böyle tanıdım sizi. sonra anneyizbiz site,dergi. şimdi blog.
birkaç kez de mesaj yazmıştım hatırladığım yemek kültürüyle ilgili kitaplardı konumuz.
neyse iyiki yazıyorsunuz...
bir de teşekkürler sizin blog sayesinde yasemin'le tanışmıştım.
sevgiler.

Sybella dedi ki...

En önemlisi kendin için olması Ececan...

Nese D. dedi ki...

Ben de seni buradan takip edenlerdenim, birkaç kısa merhabam bile olmuştur. Yorum almak ya da almamak, bütün mesele değil evet. Sade bir hayat var klavyenin diğer ucunda belki de bu beni buraya getiren, içten...

Tanya's dedi ki...

Hep yaz emi?..yazmayıca özlüyorum ben yazılarını..dönüp dönüp öncekileri okuyorum..hep yaz emi?

ece arar dedi ki...

a çocuklar şımardım. vallahi. yazarım tabii. şımarmayı özlemişim herhalde.

lounge time dedi ki...

Neden blog?
Bence ders arası tenefüs gibi.
Arkadaşlığın kurulmasının imkansızlığı içinde mıknatıs etkisi yaratan bir havuz gibi.
İyi bloglar

Aslı dedi ki...

Yazmak benim için yemek, içmek kadar öenmli. Kafamın içindekileri yazmalıyım, planlarımı, hissettiklerimi.

Çok hoş anlatmışsın hissettiklerini :)