Çarşamba, Şubat 21, 2007

those were the days


Kedi günlerimiz vardı eskiden, Cheers tadında bir bardı bizim için. On sene önceydi. İşten çıkar, kendimizi oraya atardık. İşimizi fena halde seviyorduk, iyi de para kazanıyorduk henüz yirmili yaşlarında insanlar olarak.

Evli barklı değildik, hatta hiçbirimizin ödemesi gereken su faturası falan da yoktu. Tamamen kendimize aittik, ne yapıyorsak tamamen kendimiz için ve en çok da eğlenmek için yapıyorduk. Günlerimiz yeni çıkan albümleri Amerika'dan ısmarlamakla, sonra o albümleri gelince heyecanla jelatinlerini açmakla ve onları dinlemekle geçiyordu. Listelerimiz vardı, programa giriyor, çıkıyor, metinler yazıyor, reklamlar seslendiriyorduk kahkahalarla.

Hiçbirimizin sıkıntılı bir günü olmuyordu, hiçbirimizi bunaltamıyordu hayat, kanırtamıyordu. Ve dediğim gibi, işte konuştuğumuz, güldüğümüz yetmemiş gibi bir de Kedi'ye gidiyorduk hızımızı alamayıp. Acayip içkiler deniyorduk, peçetelere notlar yazıyor, arada bir müziğin başına falan geçiyorduk.

Barın sahipleri de radyodandı, hep beraber yani, yirmi dört saatlik bir hayat yaşıyorduk neredeyse. Sonra birkaç sene önce dağılmaya başladık. Herkes bir yerlere gitmeye başladı yani, başka işlere. Hem sonra çoluklandık çocuklandık. Faturalarımız inci gibi dizilmeye başladı. Yeni işler eskisi gibi para getirmez oldu.

Kedi, zaten kapandı çoktan. Ama şimdi başka bir yer var, arada bir gittiğimiz. High-Out. Geçenlerde, tıpkıeskigünlerdekigibi radyodan dört kişi oradaydık. Nasıl da eğlendik, sanki aradan hiç zaman geçmemiş gibi.

Aradan hatta bir dakika geçmemiş gibi. Radyodan çıkıp oraya gitmişiz, öyle sıradan bir günmüş gibi. Öyle eğlendik. Spontan buluştuğumuzdan olsa gerek. Planlasak böyle olamazdı çünkü...

8 yorum:

Adsız dedi ki...

Ece merhaba
ben de evli barklı çocuklu olduktan sonra zaman zaman sorumluluk taşımadığım günleri özlüyorum,ama hayat bu hali ile daha zor da olda hayatıma anlam katan bir oğlum ve eşim var.Şimdi de onlarsız bir hayat düşünemiyorum

bu arada bana verdiğin kitapların içinden ultrason çıktı 2 tane .Elvin'in ilk resimleri.istersen yollayabilirim
Sesil

ece arar dedi ki...

Aa, ne enteresan Sesil... Ben arada bir önemli şeyleri kitapların arasına saklarım, sonradan bulayım da şaşırayım diye... Ama hiç fikrim yoktu ultrasonlar hakkında. Şimdilik dursun sende sakıncası yoksa, bir gün isterim...

figen dedi ki...

ahhhh ah ece eski günlerimi hatırladım arkadaş grubuyla ne çok eğlenirdik dertsiz tasasız.şimdiyse çocuğu birine bırakıp sinemaya gidemiyoruz, gençlik de gidiyor elden .okuyunca benimde arkadaşlarıma çok ihtiyacım olduğu dank etti.

Adsız dedi ki...

Yok yooookkk....

Benim "resmen" oyle derler ya! BURNUMUN DIREGI SIZLADI... Gozlerimden disari akamayan bir iki damla birsey sanki icime akti, acitarak hem de...

Ben uzaktayim, cok ozledim ondan. Yoksa cok ic karartacak bir durum yok su anda. Ama ozlem var ya! O baska birsey, haydi soyle soyleyeyim de anlayan anlasin: Anlatilmaz yasanir:)

Sirasizca aklimdan gecen yerler, sokaklar ve belki de kokular:

Sabah uyandigimda gunesli bir Teksas sabahiydi ve sicak. Kendimi bir anda Elmadag' daki bekar evimde buldum, oradan Rumeli Hisarina yurudum ve cay ictim. Sonra darmadagin oldum, darmadagin...

Attik oglumla kendimizi yollara, ciplak ayaklarla cimlere bastik, bir arkadasla rengarenk bir suru insanin oldugu bir kafede birseyler yedik... Ama nedense burnumuza hep sahanda yumurtanin Bogaz' a karsi tavadan yukselen kokusu ve cam bardaktaki cayin bugusu geldi...

Ah...

Ozledim efendim ben, cok ozledim. Yollar irak, isler karisik...

Siz benim icin mumkunse, Bursa' da nerede ikamet edersiniz bilmem, onemli de degil aslinda; arabadan inin ve sokaklari arsinlayin; Koza Han' dan ipek bir esarp alip boynunuza dolayin...

Sevgiyle ve Ozlemle,

Nese D. Ozturk

ece arar dedi ki...

Figen öyle de; hadi bir zaman yarat kendine, arkadaşları görmek için... felaket iyi bir doping oluyor...

Sevgili Neşe, ne güzel bir özlem yazısıdır bu, senin yerine de benim burnumun direği sızladı şimdi. Kozahan'a en son Nedim Gürsel ile gitmiştim, belki üç yıl önce... Eşine eşarp almıştık, en ipeğinden... Ama şimdi, senin için de gideceğim, ipeklere dokunmak için, söz...

Tanya's dedi ki...

En güzeli ne biliyor musun..aradan bir saniye bile gecmemiş gibi olması..sıcaklığın hala sıcak kalması.

Emir Bey dedi ki...

kesinlikle kendiliğinden / ayarlamadan olunca daha güzel oluyor, misal sokakta karşılaştığınız arkadaşlarınız yer yer buluştuğunuz zamanlardakinden daha çok heyecan veriyor.

Sybella dedi ki...

Ececiğim,
Döndüm...Gelir gelmez ne yaptım:))Önce oğluş sonra ise...ben yokken neler yapmışlar diyerek...cankardeşle,sen nerede kalmışsınız diye baktım...
Hayat zor hem de çoook...Ama önemli olan kaldığın yerden devam edebileceğin canlarınla ilişkilerini koparmaman şekercim...