Pazartesi, Kasım 06, 2006

dün diyordu filiz akın

Şükretmek güzeldir, mutlaka çiçek verir

'Boğazım ağrıyor. İlacımı içtim, mutluyum. İnsan hasta olsa da mutlu olur mu? Olur. Nasıl olsa bir arıza çıkıyor, bari kanser olmasın; ölümcül olay duymayayım, sevdiklerime çaresiz bir dert gelmesin! Hızla değişen değer yargılarından dolayı, hayatı ayaküstü atıştırmak gibi hızla tüketmek, değerini hiç sorgulamadan yaşamanın yanı sıra, tek hedef de emek vermeden köşe dönmenin yollarını aramak olunca... İnsanlar da maddi imkânların hepsini birden, aynı anda ve çabucak alamadığı zaman hemen mutsuz, şiddet yanlısı, kendini ve etrafını tahrip eden birer bomba oluyor. Sabır, hoşgörü, elde olanlara şükretme duygusu yok olmakta.

HER ŞEYİN FATURASI VAR
Kız kardeşim ilaçların yan etkilerinden ağız kuruluğu, taşikardi, sıkıntı basmasının çekilmez olduğunu isyan ederek şikayet ediyordu bana. "Bak güzel kardeşim!" dedim, "En özendiğin insanların bile hayatı dört dörtlük değil. Öyle bir hayat da hiç kimseye vaat edilmediği için 'Ben niye haksızlığa uğruyorum,' diyemeyiz. Her şeyin faturası var. Bazen aşk varsa para yok. Para olduğu zaman sadakat yok. Sadakat var, sıhhat yok. Sıhhat oldu diyelim, iş yok, iş olduğu sırada aşk yok falan gibi döne döne zincirler üretebilirsin. Bazen birkaçı birden yok, ama gene de elde olanlardan birine tutunabilir insan. En azından hiç olmazsa ailem var gibi bir şeyler fısıldayabilir. Çünkü hiçbirinin olmadığı durumlar da var." Kanseri yenmiş görünüyorum, ama ağız kuruluğu nedeniyle konuşmak beni yoruyor. Boynum sakat, radyoterapi etkisiyle bazı eklemler yapışıp bazıları iğne ucu gibi deforme olduğu için devamlı baş ağrısıyla yaşanmaz dediğim noktalara geliyorum. Ağzımda devamlı yanma hali, asitten dilim kesik kesik; hazımsızlık ve ağrılar çekiyorum, çabuk hastalanıyorum. Bütün bunları söylemeden yaşamak istediğim için dişimi sıkmaktan asabi oluyorum. Bunlara rağmen "Oh, çok şükür şu anda mezarda olabilirdim, değilim," diyorum. Yatağa bağımlı değilim, yürüyor, konuşuyor iyi kötü duyuyorum. Daha da önemlisi insanlarla konuşuyor ve çok güzel şeyler paylaşabiliyorum. Tanrıya da bunların değerini bilebilmem için bana ikinci bir şans verdiği için teşekkür ediyorum. Hastanede değilim. Acılar içinde inlemiyorum. Ailem ve dostlarım var, sıkıntılarım önemli olsa da onlarla dertleşip, gülebiliyorum. Gerçekleşsin gerçekleşmesin hayal et. Bazen de gerçekleşmesi mümkün olan projeler üret, onları araştır. Çoğu olmayacaktır. Yılma başka imkânlar ara. Şükretmek pozitif bir ışık yüklüyor; o ışıkla aydınlanan yolda farklı güzellikler yaşıyor insan. Bir tohum ekip çiçek çıkmasını bekliyorsunuz, bazen tam da orada çıkmıyor, ama beklemediğiniz bir anda başka bir yerde başka renkte bir çiçek açıyor. Neticede emek verip, hayal edip, sabırla bekleyince; evrende bir şeyleri tetikliyoruz ve beklediğimiz veya beklemediğimiz bir güzellik çıkıyor karşımıza.'


uygulamak istiyorum kendi hayatıma. şükretmek. sabahları mesela iyi uyanmak, neşeli uyanmak. daha becerebilmiş değilim. dün de akşam'da dr. murat kınıkoğlu'nun uyku üzerine bir yazısı vardı, benim moralimi bozan bir yazıydı. dokuz saatin üzerinde uyumak sağlıksızdır diyor kısaca, alzeheimer'ı falan tetikler diyor. yaşayacak bir hayat var, uyanamıyorsanız bile saat kurun, uyanın diyor. denemek isterim uyanmayı ama olmuyor... kızım kadar uyuyorum. en az dokuz saat olmak üzere günde on veya on bir saat. devamını da şükrederek falan geçirmiyorum, hep bir sıkıntıyla geçiyor günler. bugün de elvin ateşli. gerçi bir doz dolven bile kesiverdi hemen ateşi, neşelendi ama yine de... her günün bi problem barındırıyor olmasından bıkmış vaziyetteyim. bazen 'evim sıcacık, dışarıda değilim' diye anımsatıyorum kendime. bu hatırlatma anının rahatlığı ancak birkaç saniye sürüyor ama...

1 yorum:

Ebru dedi ki...

Sevgili Ece inan herkes aynı şeyleri yaşıyor çoğunlukla senaryo hep aynı ya da benzer ama oyuncular değişiyor demek yerinde olur heralde. Ne olursa olsun her anımızın tadını çıkarmak lazım derler ya doğru. Her sabah ne kadar sıkıntılı olursak olalım senin yazında bahsettiklerini hatırlayıp şükretmeyi ve neşelenmeyi öğrenmemiz lazım. Hayat sevdiklerimizle yaşamaya değer. Aslında Polyanna olmak lazım ama nasıl? Hayattan her şartta zevk almak. Yapabilirmiyiz dersin? En azından denemeye değer. Sevgiler...