Salı, Ağustos 22, 2006

okuyamadığım kitaplara devam

 
gecelerimi gündüzlere katarak kitap okumaya devam ediyorum, bir gün içinde bir veya iki kitap bitirdiğim bile oluyor. okuduğum kitapları illa ki yazacağım da, okumadıklarım hakkında yazmak da eğlenceli oluyor, örneğin dost körpe'den günah yiyen.

dost körpe adını duyalı uzun zaman oluyor, körpe'nin kabul edelim ki değişik bir ismi var, "oku beni" diye bağırıyor, çevirmen olarak karşıma çıktığı olmuştu, bir de yazar olarak karşıma çıksın diye hayli gecikmiş olarak aldım günah yiyen'i -net kitap'ta pek ucuzdu, bu aralarki okuma katsayımın artmasında netkitap'ın ciddi bir katkısı var, anlatırım sonra-, neyse aldım işte kitabı geçen ay, yazlığa götürdüm, önce cidden, acilen, hemen okumam gerekenleri okudum, körpe'ninki kısaydı zaten, havuz kenarına götürürüm diyordum.

derken her şey bitip de sıra ona geldiğinde havuz kenarında değil de evde, yatak istirihatindeydim. görende beni işi gücü yok zannedecek, havuza giren ve yatan bir insan şeklinde. yok canlarım, kızımla havuz kenarına gidiyorum, kızım uyursa dinleniyorum... neyse, aldım kitabı elime, başladım okumaya, yok olmadı, hiç anlayamadım, neyi anlayamadığımı da anlayamadım, öyle kalakaldım ve günahlar yensin yenmesin ilgilenmediğim kanaatine vardım, okumam gereken başka bir kitap kalmayışına da sinirlendim ayrıca, evden az tedarikli çıkmış ve boşta kalmıştım işte, bir ara gazetelere gömüldüm falan ama dost körpe olmadı, bana uymadı. belki başka dünyalarda yaşıyoruz, bilemiyorum. işin garibi, herhalde ekşi sözlük yazarlarıyla da ayrı dünyalarda yaşıyoruz, bir tanesi kitap için 15 kere okumuşumdur yazmış, ben on beş kere hiçbir şeyi okumadım herhalde, okumak da istemem ve ayrıca Hornby'nin kitabından öğrendiğime göre dünya üzerindeki bütün kitapların isimleri ve yazarlarının yazılı olduğu bir listeyi okumak on beş yıl alıyormuş, peki o zaman neden okuyayım bir kitabı on beş kere, onun yerine başka şeyler okurum. Posted by Picasa

9 yorum:

Adsız dedi ki...

bende katılıyorum size metis yayınlarından almıştım kitabı tabii seçerek almadım serinin içinde vardı neyse okuyorum ama bişey anlamıyorum,bende fazla şansımı zorlamak istemedim ki benim yarıda bıraktığım başka bi kitap olmamıştır hiç...
iyi günler ,iyi tatiller dilerim bu arada
berfin

ece arar dedi ki...

berfin nick hornby ne diyor biliyor musun hece cümbüşü'nde? aynı kitapları çok seviyor ve aynılarından efret ediyorsak iyi arkadaş olabiliriz, ancak tabii iyi arkadaşlar kitap zevkinin yanında sarhoşluklara, arada bir ittirip kaktırılmalara da razı gelmelidir gibi bir şey diyor...

figen dedi ki...

Valla bravo sürekli kitap okumana çok imreniyorum(eh işte meslek) bende bir zamanlar iyibir okurdum şimdilerdeyse sadece çocuk bakım ve psikolojisi okuyorum anneliğe fazla kaptırdım silkinip kendime gelmem lazım dünyaya yabancılaştım yeni kitaplardan hiiç haberim olmuyor ,yazılarından takip ediyorum desem yeridir. teşekkürler. ama her kitapta okunamıyor ki

yasemin dedi ki...

ya çok hoşuma gitti şu nick hornby'nin sözü, şimdi bi arkadaşıma da göndericem. ehe, özellikle de şu ittirip kaktırma kısmını sevdim :D

ece arar dedi ki...

yasemin hararetle öneririm sana hece cümbüşü'nü (ismi ne iğrenç değil mi? hornby kitabı olmasa almazdım)- neyse oku da beraber ittirip kaktıralım birbirimizi :)

Binnur/Nehir dedi ki...

Mİna Urgan birinci ya da ikinci kitabında hatırlamıyorum (Dinozorun GEzileri ya da yazıları) bir kitap kabak bir karpuz gibi ise okumak zorunda değilsiniz demşti. Çünkü kabak cıkınca karpuz onu yemiyorsunuz, kitabı niye okuyasınız, hem benim şu dünyadaki zamanım da cok az artık, daha güzel kitaplara ayıracağım zamanı kötü kitaba ayırmam da diyordu.

NE kadar haklı dedim. O zamandan sonra bu işe gönül verdim.
Eskiden kitap bitirmek benim için obsesifce kutsadıgım bir konuydu.
Sonraları büyüdüm. Eskiden yarım bırakmadıgım kimi kitaplar icin bile üzüldüm. YAn işimdi klasikciler sinirlenebilir ama yahu ben neden Emile Zola'nın MEyhanesi'ni bitdim mesela. Hic pişman olmadıgım çok klasik var da, Zola'ya yaklasmayacagım bir daha.
Bu arada "İklimler" mesela önerecegim klasiklerden. Heyhat yazarını hatırlamadım.
Nerden geldik buraya :)
Hornby'nin lafını ben de sevdim. Aynı kitabı sevip de sevemeyecegim insanlar da var cunku, itişme faktörü eksik demek.

meral dedi ki...

en fazla -3 defa - Yüzyıllık Yalnızlık'ı okudum. Dediğin gibi ne kadar çok kitap var okuyacak. Blogumda bazen okuduğum kitabı anlatırken bunu almaya değmez diyorum kazara, emek diyorlar, okumayı seven biri böyle söyleyemez diyorlar ama her gün bir sürü kitap çıkıyor, mevcut zaman da belli (hele de 4 aylık bir bebekle) .seçmeden okuyamayız.

meral

ece arar dedi ki...

figen öyle oluyor, bir ara sadece anne-çocuk kitapları okunuyor, kendine kızma... binnur iklimler'i merak ettim bak; meral yahu bravo, üç kere yüzyıllık yalnızlık ha... tebrikler :)benim "bebeğimin ilk yılı" kitabımı okumuş muydun?

meral dedi ki...

okumadım Ece, bu tür kitapları dokunarak seçtiğimden sanırım. Antalya'da kitap türleri açısından sıkıntı var. Ama ilk kez sitene girdikten sonra listeme aldım. Benim de bebeğimin ilk yılı...