Pazar, Ekim 17, 2010

ev...




Taşınma telaşesi sürünce başka hiçbir şeye konsantre olamıyor insan. Varsa yoksa yeni evim, üstüne üstlük eski evden nasıl, ne halde taşınacağım... Hiç taşınmamış olanlar, hayatlarını tek bir evde geçirenler taşınanın halinden pek anlamazlar gibi geliyor bana. Son on yılda, dördü aynı sokakta, ya aynı apartmanda veyahut da bir iki yanındakinde hayatını geçirmiş biriyim, ev bağımlılığım olmasa da sokak ve site bağımlılığım olduğunu kolaylıkla iddia edebilirim. Bu beşinci evle taşınma işime bir nokta koymayı planlasam da, taşınmak nedir biliyor olsam da, yine de o karşı konulmaz stres beni de sarmış vaziyette.

Hazırlıklar yapmam, kitaplarımı mesela kutulara koymam gerekirken yaptığım her türlü iş fuzuli geliyor mesela bana. Bir yerde yaptığım en ufak bir düzenleme “Aman, ne gerek var” cümlemle son buluyor. Bu yüzden de ev biraz da savaş meydanına dönmüş gibi.

Ne gerek var’cı zihniyetim yüzünden perperişan bir (eski) evim var. Bu kolay vazgeçiş de enteresan aslında; içinde oturduğum eve iki yıl boyunca verdiğim değerin zerre kadar önemi yok şimdi; zira onu terk ettim, yenisine odaklandım ve her ne kadar birlikte yaşıyor olsak da ona yüz vermiyorum. Tıpkı ilişkiler gibi. Evle ilişkimi kafamda sonlandırır sonlandırmaz yabancılamaya başladım da denebilir; artık bana ait değil, çok yakında bir başkası şu salonda oturacak, şu yatak odasında uyuyacak. Ben o sıra çok uzakta (öndeki apartmanda) olacağım. Geçmişi yad etmem kolay; çık balkona, şöyle bir bak, karşında eski ev. Bana ait olmayan, yaşanmış ve terk edilmiş bir “şey”.

Böyle böyle duygularla evimle nankörce vedalaşma safhasındayım. “Zaten banyon da çok karanlıktı” diyebiliyorum gönül rahatlığıyla, hem sonra salonun gereksiz yere büyüktü… Hakkını da vermiyor değilim; “Mutfağında masama oturup gelen geçeni izleyerek birçok kahve içtim, dalgın dalgın bakıp berjerlerimden manzaranı izledim salondan” da diyorum. İyisiyle kötüsüyle beraberliğimizi noktalıyoruz işte. Magazin sayfalarında sıkça kullanıldığı üzere artık yeni bir hayata yelken açıyorum. Eski ev, eski hayattır bu durumda. Öyleyse elveda.

3 yorum:

Lotus dedi ki...

Yeni evin uğur getirsin:) Güle güle, keyifle, sağlıkla oturun. Bu arada,çok çok kolay gelsin. Ciddi zor iştir:) Sevgiler, niloyka

Meltem Sozer dedi ki...

Ne kadar güzel tarif etmişsin bir insanın evle kurduğu ilişkiyi.
Ben de tekneye taşınacağımız altı aylık süreyi şimdiki evde geçiremeyeceğime karar verdim. Yabancılaşma diyorsun ya gerçekten öyle olmalı. İyi şanslar.

Gri Notlar dedi ki...

Taşınmak gündeme gelince yapılacak iş listende saydığın tek şeyin kitaplarını kutulamak olması çok güldürdü beni. Ben de aynıyım, 11 senede tam 7 ev değiştiren biri olarak benim de taşınma deyince aklıma ilk gelen kitaplarımı kolilemek, isterse evdeki diğer her şey kırılıp dökülsün taşırken ama kitaplarıma birşey olursa işte o zaman gerçekten çok üzülürüm.
Bu arada uzuuuun bir aradan sonra tekrar merhaba :D
Sevgiler