Pazartesi, Nisan 13, 2009
sanal kumanda???
Tv kumandası tarihe karışıyormuş, bilmem geçen gün bu minik haber dikkatinizi çekti mi? Nasıl bir şey olacakmış? Televizyonun altına yerleştirilen bir çip sayesinde tv havaya çizdiğimiz parmak hareketlerini takip ederek ileri geri gidecek, sesi açacak, kısacak…
Yahu, kumandaya kavuştuğumuz tarih dün gibi… Biri kalkar kanal değiştirirdi, zulümdü zulüm… Genelde de evin en küçüğüne düşerdi bu iş, bizim evde bana! Uzun bir süre de izlerdik aynı kanalı, nerede öyle beş dakikada bir başka kanala geçmek? Hem sonra kaç kanal vardı ki geçelim başka yere? Kumandanın gelişi ile eve takılan VHS videonun heyecanı bakidir mesela bende. Dün gibi hatırlarım. VHS şurada mı dursun, burada mı? Kaset nerden alacağız, falan filan…
O değil de kumanda ciddi değişiklikti. Bizim bir tanıdık kızını kandırıyordu. Hadi kızım, kanalı değiştir. Çocuk kalkıyor yerinden, hop baba değiştiriyor kumandayla çaktırmadan. Ne günlerdi yahu…
Şimdi demek sanal bir şekilde değişecek kanallar. Ama bu yeni nesil tv savaşlarına neden olmayacak mı? Kimin parmağını dinleyecek bu tvler bakalım? Evde kumanda bir tane, parmak bir sürü. Pek heyecanlı bir konu, yaz yaz bitmez… Durayım en iyisi.
Yahu, kumandaya kavuştuğumuz tarih dün gibi… Biri kalkar kanal değiştirirdi, zulümdü zulüm… Genelde de evin en küçüğüne düşerdi bu iş, bizim evde bana! Uzun bir süre de izlerdik aynı kanalı, nerede öyle beş dakikada bir başka kanala geçmek? Hem sonra kaç kanal vardı ki geçelim başka yere? Kumandanın gelişi ile eve takılan VHS videonun heyecanı bakidir mesela bende. Dün gibi hatırlarım. VHS şurada mı dursun, burada mı? Kaset nerden alacağız, falan filan…
O değil de kumanda ciddi değişiklikti. Bizim bir tanıdık kızını kandırıyordu. Hadi kızım, kanalı değiştir. Çocuk kalkıyor yerinden, hop baba değiştiriyor kumandayla çaktırmadan. Ne günlerdi yahu…
Şimdi demek sanal bir şekilde değişecek kanallar. Ama bu yeni nesil tv savaşlarına neden olmayacak mı? Kimin parmağını dinleyecek bu tvler bakalım? Evde kumanda bir tane, parmak bir sürü. Pek heyecanlı bir konu, yaz yaz bitmez… Durayım en iyisi.
kolay mı canım, aaaa
Osman Müftüoğlu yazıyor; ben cevap veriyorum;
Sağlıkta bahar temizliği zamanı
Bu sabah size iyi bir teklifim var: Gelin bugünden başlayarak hayatınızı birazcık değiştirin. Ay süper fikir, heyecanlandım.Size hayatı sağlıklı ve keyifle sürdürmenin bazı ipuçlarını aktaracağım. Eğer hayatı ıskalamak istemiyorsanız bir kez daha deneyin. Yaşam ve yaşlanma hakkındaki görüşler derinden değişiyor, neredeyse sessiz bir devrim gerçekleşiyor. Gelin bu "bahar temizliği"ne hayır demeyin. İnsan, "tamam, bu sefer yapıcam, söyle diyor...Hadi bakalım.
BU sabah gazetenizi elinize daha kahvaltıyı yapmadan aldıysanız, güne ılık bir bardak su içerek başlayın. Suyun içine birkaç dilim limon, birkaç yaprak nane atarsanız keyfiniz daha da artacaktır. Yok, kahvaltı faslı bitti. Ayrıca ılık su içemem ben, mümkün değil. Çok zor değil kabul ediyorum. Bilmem, belki içerim. Hadi bakalım...Bugünden itibaren kahvaltınızı da yavaş yavaş farklılaştırmaya başlayın. Kendinize her zamankinden farklı olarak ceviz, kayısı, meyveli yoğurt ağırlıklı bir kahvaltı hazırlayın. Meyveli yoğurdu hazır almak yerine, yarım yağlı bir yoğurdun içine taze meyve dilimleri koyarak sizin yapmasını tavsiye ederim. Ceviz, kayısı ve meyveli yoğurt bir kahvaltı değil bana göre. Hele yoğurda meyve katmak asla bana göre değil. Hatta korkunç bir fikir.
Eğer işiniz evinize yakınsa bugün işe yürüyerek gidin. Uzak bir yerde çalışıyorsanız, dolmuştan, otobüsten birkaç sokak önce inin, son 15-20 dakikalık bir mesafeyi yürüyerek gidin. İşe yürüyerek gidemem, gittiğim bir yerin de uzağına araba park edemem, bu doğal şartlar yüzünden mümkün değil. İş yerinizde herkese günaydın demeyi ve gülümsemeyi de ihmal etmeyin. Bugünün farklı bir gün olduğunu ve bundan sonra her şeyin daha farklı olacağını hissedin, hissettirin. İşinize daha bir keyifli sarılın. Dinlenme aralıklarında bilgisayara dalıp gitmek yerine, arkadaşlarınızla sohbet edin. Araştırmaların tümü işyerinde mutlu bir çalışma ortamı oluşturanların daha uzun ve sağlıklı yaşadıklarını gösteriyor. Bu maddeleri sevdim ama enteresan değil. Normal bir insan zaten böyle davranır.
Bugün öğle yemeğini sakın ofisinizde yemeyin! Hele hele masanızda yalnız başına yemek yemeyi asla düşünmeyin! Öğle yemeğini dostluklarınızı geliştirmek ve kendinizi ödüllendirmek için fırsat zamanlarına çevirin. Hafif ama güçlü protein kaynaklarına yönelin. Olanağınız varsa ızgara balık veya balık buğulama, haşlanmış ya da ızgara et-tavuk deneyebilirsiniz. Protein ihtiyacınızı karşılamak için peynir, yoğurt, hatta ayran bile iyi seçimlerdir. Öğle yemeklerinize ne yapın edin bir gökkuşağı salatası eklemeyi de ihmal etmeyin. Salatanızın içinde kırmızı-yeşil biber, havuç ve domates mutlaka olsun. İkinci bir yemek ısmarlayacaksanız o da zeytinyağlı olsun. Öğle yemeğinde alkol almayın. Alsanız bile bir kadeh şarap ile sınırlayın. Yemeği kısa kesip en yakın parkta biraz yürüyebilirseniz yatırımınızın değeri daha da artacaktır. E iyi de olmuyor öğlenleri öyle gökkuşağı salata, bi zeytinyağlı. Çalışıyoruz biz Osman beyciğim, Osmanbey'de çalışmıyoruz ama. Yurdumun belli satıhlarında iş yapıyoruz ve öğlenleri gökkuşağı salatası yapan yerler yok buralarda.
Bugün akşam işten çıkarken eve iş götürmeyin. Nasıl yani? Mail geliyor, bişey yazmam gerekiyor. Yazmayayım mı? o zaman nasıl para kazanacağım? Zamanınız varsa akşamüzeri de yine biraz yürümeyi ihmal etmeyin ya da eşinizle dışarıda bir yerde buluşup biraz sohbet etmeyi deneyin. Sohbetinize ekmek içi balık, peynirli ya da ton balıklı bir sandviç veya bir parça peyniri katık bile edebilirsiniz. Sohbet etmeyi denemek? Bu güldürdü beni. Sohbet edemiyoruz yani, denememiz lazım.
Akşam yemeğiniz hafif olsun. Bu akşam yemeği erken yemeye, yemekten önce biraz egzersiz yapmaya gayret edin. Akşam yemeğini eşiniz (ve dostlarınızla) hayatı paylaştığınız keyif zamanları haline getirmeyi unutmayın. Alkol almamak, alsanız bile abartmamak koşuluyla bu yemeği bazen biraz uzatmanızda fayda bile olabilir. Kötü haberleri izlemek, korku filmleri seyretmek, karmaşık siyasi senaryoların tartışıldığı programlarla ruhunuzu didiklemek yerine, eğlenceli bir film veya dizi izlemeyi tercih edin. Mutlaka televizyon izlemek zorunda da değilsiniz. Kitap okumak, eşinizle sohbet etmek, hatta sevişmek gibi (!) seçimler de var. Maddeler güzel de; haber izlemek, gündemi takip etmek gerekiyor. Bunu da bir zahmet es geçmeyelim.
Motivasyonun önemi
Yatmadan bir saat kadar öncesi alacağınız hafif bir duşun, dinleyeceğiniz keyifli bir müziğin, ruhunuza hediye edeceğiniz inanç yolculuklarının, huzur odaklanmalarının, gözünüzün önünden geçireceğiniz iyi ve güzel anıların size mükemmel bir uyku sağlayacağını da aklınızdan hiç çıkarmayın. Eh, katılmamak mümkün değil de her gün uygulamak zor. Zira insan yatağı zor buluyor kimi gün.
Bu yeniliklerin hiçbiri zor şeyler değil. Böyle bir sistemi binlerce farklı değişiklikle süslemeniz de mümkün. Bu değişiklikler sadece bir şeye bağlı: Motivasyon. Eğer isterseniz sadece başarmakla da kalmaz bu değişimleri kalıcı hale getirebilirsiniz.
Başta da söylediğim gibi sizi iyileştiren şeyler sadece yiyip içtikleriniz, verdiğiniz kararlar değildir. Sizi siz yapan temel faktörlerden biri ve belki de en önemlisi motivasyonunuz ve bunu sürdürme becerinizdir.
Gelin bu teklifi ciddiye alın. Ciddiye almakla da kalmayın hayatınızın bir parçası yapın.
Şimdi şöyle Osman Beyciğim; siz makul şeyler söylüyorsunuz tamam. Birçok sağlıklı yaşam gurusu çok daha abartılı reçeteler veriyor, ona da tamam. Ama sorun şu ki, en makul öneriler bile bazen biz "sıradan" bireyler için fazla abartılı olabiliyor. Hayatı öyle hafif hafif yaşamak hiç kolay değil, gülmek, erken yemek yemek, gökkuşağı salatası ısmarlamak, işe yürümek falan... Basit gibi görünen bu önerileri gerçekleştirmek bile kolay değil...
Öyle işte. Budur. Siz bloggerlar nasıl iyileştiriyorsunuz hayatınızı? Hazır bahar gelmişken neleri değiştirmeye çalışıyorsunuz? Ben bir sonraki yazıya bir iki madde yazabilirim gibi geliyor. Hadi dağılalım şimdi:)
Sağlıkta bahar temizliği zamanı
Bu sabah size iyi bir teklifim var: Gelin bugünden başlayarak hayatınızı birazcık değiştirin. Ay süper fikir, heyecanlandım.Size hayatı sağlıklı ve keyifle sürdürmenin bazı ipuçlarını aktaracağım. Eğer hayatı ıskalamak istemiyorsanız bir kez daha deneyin. Yaşam ve yaşlanma hakkındaki görüşler derinden değişiyor, neredeyse sessiz bir devrim gerçekleşiyor. Gelin bu "bahar temizliği"ne hayır demeyin. İnsan, "tamam, bu sefer yapıcam, söyle diyor...Hadi bakalım.
BU sabah gazetenizi elinize daha kahvaltıyı yapmadan aldıysanız, güne ılık bir bardak su içerek başlayın. Suyun içine birkaç dilim limon, birkaç yaprak nane atarsanız keyfiniz daha da artacaktır. Yok, kahvaltı faslı bitti. Ayrıca ılık su içemem ben, mümkün değil. Çok zor değil kabul ediyorum. Bilmem, belki içerim. Hadi bakalım...Bugünden itibaren kahvaltınızı da yavaş yavaş farklılaştırmaya başlayın. Kendinize her zamankinden farklı olarak ceviz, kayısı, meyveli yoğurt ağırlıklı bir kahvaltı hazırlayın. Meyveli yoğurdu hazır almak yerine, yarım yağlı bir yoğurdun içine taze meyve dilimleri koyarak sizin yapmasını tavsiye ederim. Ceviz, kayısı ve meyveli yoğurt bir kahvaltı değil bana göre. Hele yoğurda meyve katmak asla bana göre değil. Hatta korkunç bir fikir.
Eğer işiniz evinize yakınsa bugün işe yürüyerek gidin. Uzak bir yerde çalışıyorsanız, dolmuştan, otobüsten birkaç sokak önce inin, son 15-20 dakikalık bir mesafeyi yürüyerek gidin. İşe yürüyerek gidemem, gittiğim bir yerin de uzağına araba park edemem, bu doğal şartlar yüzünden mümkün değil. İş yerinizde herkese günaydın demeyi ve gülümsemeyi de ihmal etmeyin. Bugünün farklı bir gün olduğunu ve bundan sonra her şeyin daha farklı olacağını hissedin, hissettirin. İşinize daha bir keyifli sarılın. Dinlenme aralıklarında bilgisayara dalıp gitmek yerine, arkadaşlarınızla sohbet edin. Araştırmaların tümü işyerinde mutlu bir çalışma ortamı oluşturanların daha uzun ve sağlıklı yaşadıklarını gösteriyor. Bu maddeleri sevdim ama enteresan değil. Normal bir insan zaten böyle davranır.
Bugün öğle yemeğini sakın ofisinizde yemeyin! Hele hele masanızda yalnız başına yemek yemeyi asla düşünmeyin! Öğle yemeğini dostluklarınızı geliştirmek ve kendinizi ödüllendirmek için fırsat zamanlarına çevirin. Hafif ama güçlü protein kaynaklarına yönelin. Olanağınız varsa ızgara balık veya balık buğulama, haşlanmış ya da ızgara et-tavuk deneyebilirsiniz. Protein ihtiyacınızı karşılamak için peynir, yoğurt, hatta ayran bile iyi seçimlerdir. Öğle yemeklerinize ne yapın edin bir gökkuşağı salatası eklemeyi de ihmal etmeyin. Salatanızın içinde kırmızı-yeşil biber, havuç ve domates mutlaka olsun. İkinci bir yemek ısmarlayacaksanız o da zeytinyağlı olsun. Öğle yemeğinde alkol almayın. Alsanız bile bir kadeh şarap ile sınırlayın. Yemeği kısa kesip en yakın parkta biraz yürüyebilirseniz yatırımınızın değeri daha da artacaktır. E iyi de olmuyor öğlenleri öyle gökkuşağı salata, bi zeytinyağlı. Çalışıyoruz biz Osman beyciğim, Osmanbey'de çalışmıyoruz ama. Yurdumun belli satıhlarında iş yapıyoruz ve öğlenleri gökkuşağı salatası yapan yerler yok buralarda.
Bugün akşam işten çıkarken eve iş götürmeyin. Nasıl yani? Mail geliyor, bişey yazmam gerekiyor. Yazmayayım mı? o zaman nasıl para kazanacağım? Zamanınız varsa akşamüzeri de yine biraz yürümeyi ihmal etmeyin ya da eşinizle dışarıda bir yerde buluşup biraz sohbet etmeyi deneyin. Sohbetinize ekmek içi balık, peynirli ya da ton balıklı bir sandviç veya bir parça peyniri katık bile edebilirsiniz. Sohbet etmeyi denemek? Bu güldürdü beni. Sohbet edemiyoruz yani, denememiz lazım.
Akşam yemeğiniz hafif olsun. Bu akşam yemeği erken yemeye, yemekten önce biraz egzersiz yapmaya gayret edin. Akşam yemeğini eşiniz (ve dostlarınızla) hayatı paylaştığınız keyif zamanları haline getirmeyi unutmayın. Alkol almamak, alsanız bile abartmamak koşuluyla bu yemeği bazen biraz uzatmanızda fayda bile olabilir. Kötü haberleri izlemek, korku filmleri seyretmek, karmaşık siyasi senaryoların tartışıldığı programlarla ruhunuzu didiklemek yerine, eğlenceli bir film veya dizi izlemeyi tercih edin. Mutlaka televizyon izlemek zorunda da değilsiniz. Kitap okumak, eşinizle sohbet etmek, hatta sevişmek gibi (!) seçimler de var. Maddeler güzel de; haber izlemek, gündemi takip etmek gerekiyor. Bunu da bir zahmet es geçmeyelim.
Motivasyonun önemi
Yatmadan bir saat kadar öncesi alacağınız hafif bir duşun, dinleyeceğiniz keyifli bir müziğin, ruhunuza hediye edeceğiniz inanç yolculuklarının, huzur odaklanmalarının, gözünüzün önünden geçireceğiniz iyi ve güzel anıların size mükemmel bir uyku sağlayacağını da aklınızdan hiç çıkarmayın. Eh, katılmamak mümkün değil de her gün uygulamak zor. Zira insan yatağı zor buluyor kimi gün.
Bu yeniliklerin hiçbiri zor şeyler değil. Böyle bir sistemi binlerce farklı değişiklikle süslemeniz de mümkün. Bu değişiklikler sadece bir şeye bağlı: Motivasyon. Eğer isterseniz sadece başarmakla da kalmaz bu değişimleri kalıcı hale getirebilirsiniz.
Başta da söylediğim gibi sizi iyileştiren şeyler sadece yiyip içtikleriniz, verdiğiniz kararlar değildir. Sizi siz yapan temel faktörlerden biri ve belki de en önemlisi motivasyonunuz ve bunu sürdürme becerinizdir.
Gelin bu teklifi ciddiye alın. Ciddiye almakla da kalmayın hayatınızın bir parçası yapın.
Şimdi şöyle Osman Beyciğim; siz makul şeyler söylüyorsunuz tamam. Birçok sağlıklı yaşam gurusu çok daha abartılı reçeteler veriyor, ona da tamam. Ama sorun şu ki, en makul öneriler bile bazen biz "sıradan" bireyler için fazla abartılı olabiliyor. Hayatı öyle hafif hafif yaşamak hiç kolay değil, gülmek, erken yemek yemek, gökkuşağı salatası ısmarlamak, işe yürümek falan... Basit gibi görünen bu önerileri gerçekleştirmek bile kolay değil...
Öyle işte. Budur. Siz bloggerlar nasıl iyileştiriyorsunuz hayatınızı? Hazır bahar gelmişken neleri değiştirmeye çalışıyorsunuz? Ben bir sonraki yazıya bir iki madde yazabilirim gibi geliyor. Hadi dağılalım şimdi:)
Pazar, Nisan 12, 2009
yiğit'ten yeni pazar incileri:))
okurken pek eğleniyorum yahu:)))
Marjinal kitle için sadece çok kısa bir süre önce Kemal Doğulu'yla beraber olmak ne kadar popüler bir şeydi! Şimdi ise Doğulu'nun hayatındaki insanlar için bir dönem onunla anılmak, hayati bir hata olarak adlandırılıyor.
Geçenlerde bir yerlerde saçlarını sarıya boyadığı fotoğraflarını gördüm. Gerçekten onun adına utandığım anlardan biriydi. Kolları kıllı, platin sarı bir popçu... Tarık Mengüç bile bu kadarını yapmamıştı! Kemal Doğulu'nun gaylere yaptıkları bu kadar değil aslında. 90'lı yılları yaşayanların elinden, o döneme ait bir diva'ya sahip olma ihtimalini aldı. Bir döneminki Zeki Müren'di, ondan sonra gelenler sıkı sıkıya Ajda'yı sahiplendiler. 90'lar gayleri de, Hande Yener'i alacaktı. Ama hırsı yeteneğinden daha fazla olan bir çocuk bunu oturduğu yerden mahvetti. 'Sana taptığım yıl geçen seneydi' gibi harika hit'ler söyleyen kadını 'Şekerim, gel seni Madonna yapacağız' diye aldı ve yüzüne gözüne bulaştırdı.
Pardon ama 10 yıl önce Zeki Doğulu'nun yanında yerleri süpüren çocuk mu yapacaktı Türkiye'nin Madonna'sını? Üstelik uydurulan Madonna imajının aynısını Lerzan Mutlu fotoğraflarına kullanmasına ne demeli?
Hande Yener'in geçen hafta albümü çıktı. İnsanlar artık bir Hande Yener albümünü onun ne kadar kötü olduğunu konuşmak için dinliyorlar. Doğulu için şimdi yapılacak tek şey, mahvettiği bir kariyerin ardından, saçları normal kestane rengine boyayarak Mersin'e dönüp, Yuvam Berber'de tekrar işe başlamaktır.
yiğit karaahmet, akşam
Marjinal kitle için sadece çok kısa bir süre önce Kemal Doğulu'yla beraber olmak ne kadar popüler bir şeydi! Şimdi ise Doğulu'nun hayatındaki insanlar için bir dönem onunla anılmak, hayati bir hata olarak adlandırılıyor.
Geçenlerde bir yerlerde saçlarını sarıya boyadığı fotoğraflarını gördüm. Gerçekten onun adına utandığım anlardan biriydi. Kolları kıllı, platin sarı bir popçu... Tarık Mengüç bile bu kadarını yapmamıştı! Kemal Doğulu'nun gaylere yaptıkları bu kadar değil aslında. 90'lı yılları yaşayanların elinden, o döneme ait bir diva'ya sahip olma ihtimalini aldı. Bir döneminki Zeki Müren'di, ondan sonra gelenler sıkı sıkıya Ajda'yı sahiplendiler. 90'lar gayleri de, Hande Yener'i alacaktı. Ama hırsı yeteneğinden daha fazla olan bir çocuk bunu oturduğu yerden mahvetti. 'Sana taptığım yıl geçen seneydi' gibi harika hit'ler söyleyen kadını 'Şekerim, gel seni Madonna yapacağız' diye aldı ve yüzüne gözüne bulaştırdı.
Pardon ama 10 yıl önce Zeki Doğulu'nun yanında yerleri süpüren çocuk mu yapacaktı Türkiye'nin Madonna'sını? Üstelik uydurulan Madonna imajının aynısını Lerzan Mutlu fotoğraflarına kullanmasına ne demeli?
Hande Yener'in geçen hafta albümü çıktı. İnsanlar artık bir Hande Yener albümünü onun ne kadar kötü olduğunu konuşmak için dinliyorlar. Doğulu için şimdi yapılacak tek şey, mahvettiği bir kariyerin ardından, saçları normal kestane rengine boyayarak Mersin'e dönüp, Yuvam Berber'de tekrar işe başlamaktır.
yiğit karaahmet, akşam
Çarşamba, Nisan 08, 2009
oku-ya-mıyorum
hiçbir blogu okuyamıyorum bu ara... kim ne yapmış bilmemek tuhaf.
vakit yok.
dönerim bir ara. herkes iyidir umarım...
vakit yok.
dönerim bir ara. herkes iyidir umarım...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)