haftanın olayları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
haftanın olayları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Haziran 04, 2009

küçük şeyler


bursa'dakiler hariç kitaplar gönderildi... benim sağım solum belli değil, işim çok. bursa'daki arkadaşlara da kitapları ulaştırmak istiyorum ama nasıl yapacağım bilemedim, dert oldu bu iş bana...

bir sürü ilan/ dergi işim var. en son yaptığım dergi bu. ben yazdım/ haluk çizdi. dergi 10 bin basılıp firmanın müşterilerine dağıtıldı. biliyorsunuz ama ben yine de tekrar edeyim; her türlü ilan/dergi/broşür/kampanya/fikir yazı çizi işleri olan tanıdıklarınızı bana yönlendirebilirsiniz. freelance olarak, İstanbul piyasasının çok çok altında fiyatlarla çalışıyorum. üstelik bütün işler aynı kalitededir, belki kimilerinden çok daha iyidir:)))

elvin'in son sunumu da bitti. hiç şaşırmadım kedi olduğuna! fotoğrafları yakında koyarım.

hala bir abla arıyorum yaz için, mudanya civarında oturan.

elif şafak/ aşk'ı okuyorum. zor bir kitap. araya başka şeyler katıyorum. erkekler şikayetçiymiş, "elimizde pembe kitap bizi bozuyor" diye. elif şafak röportajında okudum, hay allahım ya, noolur, elindeki kitap pembe olsa yahu, ne kadar korkuyor erkekler simgesel şeylerden, birilerinin onları etiketleyecek olmasından, en azından akıllarından bunu geçirecek olmasından?

Perşembe, Mayıs 21, 2009

iyi ki doğmuş kuzu:)



iki gün tatildi tamam. hannah montana filmine gidildi, oyunlar oynandı, kurtlar döküldü. sonra bu sabah okula gidildi. çocuğun ardından günün ilk çayı içilirken okuldan telefon geldi, bir haftadır kullandığı ilaçlar demek hala tam etkili olamamıştı ki kulağı ağrıyordu.

çocuk on dakikada okuldan alındı. yarınki doktor kontrolü bugüne çekilip doktora gidildi. doktor yeni ilaçlar yazdığı sırada ağrıdan eser yoktu; amma velakin çocuk haklıydı tabii, kulak hala kızarıktı. en çok, bir hafta daha dondurma yiyemeyeceğine bozuldu çocuk.

anne kıyamadı, götürmedi okula. ama evde pc başında çok iş vardı. çocuk, eli mahkum, kendini iki dvd'ye, sonra çizdiği resimlerine verdi. akşam oldu.

anne yarın da göndermiyor çocuğu okula. niye?

doğum günü kuzunun. sekiz oluyor yarın.

anne sekiz sene önce bu geceyi hatırlıyor. bir belgesel izliyordu, belgesel izlemeyi sevdiğinden değil, öylesine kanepeye kurulmuş, zaman öldürüyordu. zaman öldürülecek bir an değildi oysa, gece onbir buçuktu. uyumak lazımdı. ama uyumuyordu kadın, işte bodrum'u anlatan bir belgesel izliyordu. belki tatil özlediğinden. birden su geldi.

on iki saat bebeğini bekledi kadın. kolay olmadı. sekiz sene önce yarın öğlene doğru geldi bebek.

çabuk mu geçti zaman?

iyi ki var mı kuzu?evet, iyi ki var...

Perşembe, Mayıs 07, 2009

küçük şeyler


skyfm arka planda hafif hafif çalınca şahane oluyor, evde oradan oraya koştururken de, çalışırken de... tavsiye ediyorum:)

ne iş ne iş, bu aralar ne işlerle iştigal ediyorsun diyenlere bir ilan gönderiyorum. gelirseniz bekleriz.

tanyatino diyetle kilo verdi ama ben ııh, diyet listelerine uyamıyorum. bu birkaç kilo gitmezse de çıldıracağım vallahi. şişman olan beynimiz mi yani, nedir, bir kitap var şimdi, okuyan var mı? zannedersem kendimizi ince görürsek inceliriz mantığında bir şey. olmaz öyle şey hehe

şıkkkk bir laptop çantası istiyorum.

tatil istiyorum.

görüşürüz.

Çarşamba, Nisan 29, 2009

küçük şeyler

* balkona soğan ektik; taze soğan. her gün gidip sanki o bir insanmış ve uzayan da saçlarıymış gibi gidip bakıyorum; uzamış mı bakiim, ııh!

* bahar gelmiyor. biliyorum, yine birden yaz gelecek. oysa baharı özledim... siz de değil mi?

* neşe'nin oğlu deniz'in acilde yedi saat çenesi yarılmış bekletilmesi beni fena üzdü, sarstı. türkiye'de işler daha kolay, bir kez daha anladım. denizciğim hemen iyi olsun istiyorum.

* domuz gribi medyanın bir abartısı mı, dünyaya yayılacak mı, merak ediyor, korkuyorum...

* yine bir dergi yapıyorum. fazla çalışmaktan sırt ve el kemiklerim ağrıyor. olsun.

* balık öldü. yerine iki balık geldi. adları yaprak ve çiçek oldu:)

* balık ölünce, elvin onu öyle görünce çok ağladı. unutulmayacak bir sahneydi. herkesin ölümlü olduğunu, hele de balıkların çabucak öldüğünü anlatmak feciydi.

* bunun yanı sıra büyüme alameti sorular da gelmiyor değil; kiminle dudaktan dudağa öpüşebiliriz, kızlar erkekleri öpebilir ama kız kıza ya da erkek erkeğe öpüşülmez değil mi? aşık olmak ne demek gibi sorular:)))

* kilo vermeye çalıştıkça alıyorum. acilen dört kilo vermem lazım. acil planları olan?

* twitliyor musunuz bakayım? twitter.com'a üye olup nerede ne yaptığınızı sürekli güncellemeni gerekiyor, yeni trend bu:))) sms gibi, 140 harfi geçemiyorsunuz... mini blog mantığı. geçen gün bbc'de izledim twitter hakkında bir konuşmayı. diyordu ki, bu kadar hızlı büyüyen bir mecra yok... tamam evet, f.book zaten çok vaktimizi aldı, saçma. twitter da vakit alacak, o da saçma. ve ayrıca kime ne, nerede olduğumdan... ama paris hilton'undan barack obama'sına tiwitlemekte. bizim neyimiz eksik yahu:)))

Cuma, Mart 27, 2009

oluyor böyle şeyler...


kuzucuğun yarın okulda "sunum"u var. sunum ne iddialı sözcük değil mi, adı bile beni irkiltmeye yetiyor. aklıma amerikan filmlerindeki stresli, kravatlı adamlar geliyor. acayip hazırlanmıştır sunuma, geçer ciddi yüzlü, yaşlı ve sıkıcı adamların karşısına, başlar "sunum"unu yapmaya...

bu sunum yarın, dediğim gibi. ve çocuk yarın okul kıyafetlerini giyip okula gidecek. tatil gününde okula gitmesi bir yana, bir de işte koca koca insanların önünde birtakım şeyler söyleyecek...

niye? biz veliler onların okulda cidden bir şey öğrendiklerine inanalım, "verdiğimiz paralar helal olsun diyelim" diye. böyle de bir anafikri var bu işin. tamam insanın çocuğunun günbegün geliştiğini, öğrendiğini bilmesi güzel de, benim bir veli olarak böylesi gözüme sokulan bir çabaya ihtiyacım pek yok. ben evde gördüğüm halinden onun durumunu az çk çıkarabiliyorum, bu da bana yetiyor. eminim bir çok veliye bu sunum sayısı az bile geliyordur.

yahu bana kalsa olmasın sunum, müsamere, şu bu. olmasın valla. ben giriyorum strese. kendi çocukluğum aklıma geliyordur belki...

ayrıca her sunum öncesi "lütfen çekim yapmayınız. cd olarak size takdim edeceğiz" yazısı da beni delirtiyor. çekim yapmanın sunum esnasında sahneye kadar yürüyen ve dünyada bir tek kendisi ve kendi evladı varmış gibi davranan veliler yüzünden çıkartıldığın tahmin ediyorum, edebiliyorum.

bu konudaki itirazım bu kırk dakikalık sunum cdlerinin tam 25 tl'ye veliye satılıyor olması. yahu maliyeti ne? bir lira, iki lira. bizden yeteri kadar para alıyorsun, bir jest yapıp sunumu da çektiriyorsun, e o zaman devam et jeste, hediye et şu cdleri...

öyle işte. negatif miyim bugün?

yok değilim, şimdi pozitife geçiyorum. tra la la:))))

Pazartesi, Eylül 15, 2008

yeni haftanın olayları

1. tepede gördüğünüz şahaneeee header'ı deniz yaptı (sardunya:))) ellerine sağlık ve yaşasın, bayıldım...

2. kitaplarımı yıllarca sakladım ama bunun bir faydasını görmedim. bir ara burada da liste yapmıştım; ama şimdi o zor gibi gelince, üşenmedim şurada listeledim. satın almak isterseniz buyurun...

3. böylece haftaya hızlı başlamış oldum... hatta bir yazımı da yazdım.

4. daha hala kaplanacak okul kitapları var yahu, kapla kapla bitmiyorlar...

5. kilo aldım, vermem lazım:))) haha, bunu demeyen var mı?