Pazar, Ağustos 26, 2007


çok isteyince bir şeyleri; hiç ummadığım bir anda tam istediğim şey olmasa da bir benzeri gelir bulur beni.

girit süslüyordu hayallerimi, hanya'da babaannemin doğduğu evi bulacaktım, elimde girit kitapları olacaktı. o havayı koklayacak, her giritlinin yaptığı gibi otlar toplayacak, azıcık haşlanmalarına izin verecek ve sonra üstüne zeytinyağı döküp yiyecektim. köy kahveleinde oturacak, babannemin yaşayan komşularını soracaktım... çok istiyordum çok... o olmadı da başka bir şey oldu...

seyahat acentalarına bir iyilik yapmışlar, bedava bir tur. yasa, "sen git" dedi, "eyvallah" dedim, ben giderim her yere, maksat gitmek olsun. gemiyle yunan adaları...

içinde girit yok. pire'den başlıyor, santorini, mikonos ve midilli'ye uğruyor. bir hafta. kızımı da alıyorum. ve üstelik yarın gidiyorum. üç günde karar verilir mi? verdim, hazırlandım, gidiyorum. hadi hayırlısı....

Salı, Ağustos 14, 2007

oradan buradan


yazlık. sonra burası. gel ve de git. yazıları yetiştir, dergiyi yetiştir. a bakın bu fotoğraf derginin "lansman" partisinden. lansman komik sözcük. nihat odabaşı fotoğrafları çekti gelenlerin, bir de asistanları tabii. arzu kaprol defile, dj. u.f.u.k müzik. güzel geceydi. ama işte kolluk çıkarıp takma işlerine devam. gerçi tek kolluğa terfi etti elvin. umarım yüzerek yapar finali bu yaz. ben yazı seviyorum da, eylül gelsin istiyorum şimdi. eylülde deniz hep sütliman, eylül bir tuhaf güzellikte... eylül gelsin ama kalsın biraz.