elma, red bull ve kahve ile yaşayan demi moore, bakın kitapta en çok bu kaldı aklımda. kız kardeşim madonna'yı nihayet bitirdim, onu söylüyorum...
bir haftadır diyetteyim, zincirlerimi kırdım. hayatım boyunca diyet yapmadım ben. yapamadım. zira kurallara gelemem. başka bir yol buldum ve şimdi rahatım. diyet olabilecek, sağlıklı besinler yiyorum. asla bir liste dahilinde yemiyorum. oh be, dünya varmış.
farkında mısınız? vizyonda beş film varsa üçü türk filmi, biri korku, biri çocuk filmi. çok fena, çok...
27 martta aşk-ı memnu stilistleri deniz marşan ve başak fransez bursa kent meydanı avm'de olacaklar. katılmak isterseniz bir sürü davetiyem var. stil konulu iki saatlik bir sohbet.
sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pazartesi, Mart 15, 2010
Salı, Şubat 02, 2010
I lovE u, MaN
I Love You,Man (Adamım Benim) neşeli bir film. Erkeklerin yakın arkadaş edinmeleri kolay değil, belli bir yaştan sonra, hele de evlilik arifesinde, sırf kız arkadaşın seni tuhaf bulmasın diye arkadaş edinmeye çabalamak nasıl beyhude oluyor, onu anlatıyor.
Bir erkeğin başka bir erkeği arayıp yemeğe çıkalım mı demesi, sonra yanlış sinyallerden dolayı gay olanların yemekten daha fazlasını bekliyor olmaları gibi, komik bir filmde rastlanabilecek detaylarıyla neşeli bir haftasonu eğlencesi... Tavsiye ediyorum. "bromantic" kavramını da böylece yerinde görmüş olursunuz!:)))
Pazartesi, Şubat 01, 2010
kaRrmaKArıŞık

Facebook’ta ilişki durumlarını ifşa etmekten hoşlanan birçok insan var. Ama en komik seçenek: “It’s complicated” değil mi? Karışık yani. Nasıl karışık? Anlatması zor. E peki, oldu o zaman.
Bu cümleden yola çıkarak ismi konmuş nurtopu gibi bir de filmimiz var vizyonda. İlişki durumu: Karmakarışık. Başrollerde Meryl Streep (Bu kadın hiç boş durmaz mı? Başka orta yaş üzeri gişe başarısı getirecek kadın oyuncu hiç mi yok? Neyse…), adamım Alec Baldwin ve yüzü hep aynı komik ifadeyle sabitlenmiş Steve Martin bey. Alec Baldwin’e yüz vermeyenler, üçüncü sınıf oyuncu diyenler, size sesleniyorum! Gördüğünüz ve bu filmde de izleyeceğiniz üzere kendisi üçüncü sınıf oyuncu falan değildir, aksine doğru projeleri bu yaşına kadar bir türlü kapamamış bir adamdır. 30 Rock sağ olsun, şimdi şu yaşında zirveye adım adım yaklaşıyor. Adamım benim yav, onun adına seviniyorum şu küçük fani dünyada, iyi mi!!!!
Filmi izlemediyseniz de bir şekilde izleyeceğinize eminim. Zira Meryl, Alec ve Steve iyi bir üçlü… Hep genç kadın ve adamların aşk meşk ilişkilerinden bıktıysanız, orta yaşta durumlar ne alem diyorsanız, hoş bir seyirlik diyebilirim. Hüzünlü ama… Bana öyle geldi yani, eğlenceli vs değil…
Pazartesi, Mart 23, 2009
filmlerden kısa kısa

milk sean penn'e oscar kazandırdı ama ııh, benim sean penn'im bu olamazzzzz. mystic river'daki, we're no angels'taki sean penn'imi istiyorum ben. evet, şahane rol yapıyor, evet straight adamlar inanılmaz gözlerle "bu adam gay mi yav?" diyerek izliyorlar filmi, o derece döktürüyor yani de, film fazla belgesel tatta. ııh.
doubt'taki meryl streep "ay bi tokat atıp rahatlasam" diyeceğiniz bir role bürünmüş. filmin konusu fazlasıyla klasik ve evet, p. seymour da bu filmin gay'i ya da gay'imsisi. inanılmaz bir aktör. meryl streep ise meryl strep işte, hep rolünün kadını. filmin sonu ııh. ııh. ııh.
slumdog iyi. tamam, izleyelim.
vicky christina barcelona'daki penelope cruz inanılmaz başarılı. cruz inanılmaz bir kadın. gerçek mi, değil mi, şoktayım... film tipik w. allen tarzı ama match point kadar başarılı değil bu. ama penelope yok mu penelope, filme sonradan dahil olması bile harika... aman allahım, kesinlikle izlenesi...
brooklyn rules... aa bu ne? diyorsanız, adamımın içinde üç dakika boyunca yer aldığı filmlerden biri daha diyebilirim. alec baldwin'den bahsediyorum elbette. yine üç dakika ama yine bana yeter. ayrıca film de iyi, başarılı. izlenesi. 2007 yapımı.
snatch. brad pitt'li bir film. tarantino tarzı. espritüel ve zekice. izlensin!
mamma mia! anneee, bu ne ya! yirmi dakika dayabildim.
the reader. bir sürü alt katmanı olan, azru edilirse saatlerce birileriyle tartışabileceğiniz bir film. en etkileyici yanı kitaplarla ilişkisi. izlensin!
revolutinary road. valla iki saat miki saat, bence sıkıcı değil. kimileri çok sıkılabilir. hepimiz için geçerli bir konuyu tartışıyor, "bu muyum ben, burada mı geçecek ömrüm, hani hayallerim?". karı koca olma halinin ve eklenen çocuklarla birlikte sevmediğin işte bir ömür tüketmenin filme dönüşmüş hali. bence çok başarılı...
the wrestler. adamım mickey döktürüyor. kendisi gibi. olduğu gibi ve fakat sarı ve uzun saçlı. vahşi bir şekilde başlıyor film. zımbalar, delikler, kanlar, şunlar bunlar... ama anlıyorsunuz ki biraz sonra anlatacağı hayatı derinden algılayabilmeniz için bunları da iyice bellemeniz şart. çok insani yanı olan, insanın içini burkan, marissa tomei ile de büyüleyen bir film. sonu çok dramatik bir de. izlensin, kesinlikle izlensin.
Salı, Şubat 10, 2009
buttons up!

fitzgerald "ya geriye doğru olsaydı her şey?" demiş, "yaşlı doğsaydık ve giderek gençleşseydik..." çıkış fikri sağlam evet; yani bu konuyu al, ne yaparsan yap günümüz koşullarında büyük bir prodüksiyona imza attıysan oscar'a aday olması muhtemel.
zira öyle de olmuş.
brad pitt benim hiçbir zaman süper izlenesi bir aktör olmadı. bir tek thelma & louise'i izlerken -e pek gençtik o zaman-, "adama bak, analar neler doğuruyor" demiştik tabii.
ama d bu ruh halini gençliğin tam olarak ne istediğini bilmezliğine verelim. gerçi o dönemde bile mickey rourke'tan şaşmazdım; öyle sarışın, güzel yüzlü adamlar mı, ııh.
evet konu dağıldı farkındayım. brad pitt diyedir belki, ben filmin içine dalamadım. yani kendimi unutup da başka bir üç saat çalamadım hayattan, öyle diyeyim. belki şu anki ruh halim hiçbir şeyden zevk almamama yol açtığı içindir, belki ne bileyim, filmi yazın izlesem severdim bir parça. yok, ııh, yine sevmezdim.
cate blanchett ise bana kalırsa bu çıkış noktası harika ama üç saat adamı oyalayıp duran filmin incisi. oynamış da oynamış... üstelik kadını altmış yaşına getirdiklerinde hâlâ zerafetini koruyabilecek kadar hoş bir kadın.

film zaman kavramını sorgulayacakken, "şişt, kendine gel, kaçıyor bak bir şeyler" demeye çalışırken aşkı merkeze almakla iyi mi etmiş?
"şu mudur herkesi ağlatan?" diyemeden edemiyorum, hayatta kaçıracağın, elinden gidiverecek başlıca mühimmat aşktır, filmi izleyecek olan herkese de mesajımız budur.
yitirilecek zaman eşittir kaçırılacak aşklar. bu yüzden seviyorsan peşinden git, hayatını değiştirebilecek cesarete her daim sahip ol. kır zincirini, rutine kapılma.
tamam iyi hoş şeyler. ama insanı çıldırasıya gaza getirmiyor bu iyi niyetli mesaj. yani salondan çıkınca koşa koşa evinizi, arabanızı satıp kapağı hindistan'a atmak istemiyorsunuz. belki şöyle bir an; "bir dakika yahu, ben de memnun değilim bazı şeylerden. neyi değiştirebilirim?" diyorsunuz birkaç sahnede, ama o his çabuk sönüyor insanın içinde.
beni en çok duygulandıran sahne ise cate yaşlanıp, brad de üç-dört yaşında olduğunda sokakta el ele yürürlerken cate'in herkesin çocuğuna böylesi bir yürüyüşte yaptığı gibi, içinden o an taşan bir sevgiyle dudağına kondurduğu öpücük oldu. çocuğunuzu bir saniyeliğine böyle minik eli avucunuzdayken öpersiniz tabii, ama bu sahne çarpıcı bir finale gidildiğinin ve birazdan salonda birkaç kişinin hüngürdeyeceğinin ipucunu veriyordu.
nitekim gençleşip nihayetinde çocuk olmak, derken bir bebeğe dönüşmek falan... fantastik ve hoş. filmin birçok kısmı atılsa, geriye üç beş böyle enteresan sahne kalabilir. olur.
bir de benim filmdeki kahramanım queenie (taraji p. henson) idi aslında, kimse ondan bahsetmese de.
queenie gibi yüce gönüllü olmak, dünyanın en çirkin bebeğine sahip çıkmak, bunun yanı sıra hiç sızlanmadan işini gücünü yapmak, aşık olduğun adama hep iyi davranmak, yaşlı bebeğini dünyalar kadar sevmek, ona sabırla davranabilmek, hep yanında olmak kolay değil. hiç kolay değil.bu filmden bana bir şey kaldıysa queenie kalmıştır, öyle diyeyim...
Pazar, Eylül 21, 2008
kolay gelsin:)

ASLIBERRY'NİN SİTESiNİDEN ÖĞRENDİM BU ŞAHANE SİTEYİ; artık neler neler yaparım bilmem, bu poster ilk deneme...
sitenin adı bighugelabs.com. HADİ HEPİNİZE KOLAY GELSİN!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)