eh sözleşme de elime ulaştığına göre size de bu iyi haberi ulaştırabilirim. ilk kitabım anımsayanlarınız olacak, ece'nin hamilelik günlüğü ve de ardından bebeğimin ilk yılı 2003 yılında an yayıncılık tarafından yayınlanmıştı. elbette büyük heyecandı; gazetede yazılarını görmeye benzemiyor. kalan, duran bir şey kitap... an yayıncılık sevgili neslihan çınar'ın, arkadaşımın yayıneviydi. neslihan idealistti, kimsenin basmayacağı kitapları basıyordu ve tahmininiz üzere battı... ece'nin hamilelik günlüğü o yıl "korsan" kitaplar arasında da yer aldı, övünmek için söylemiyorum ama sattığının, okunduğunun bir göstergesiydi. birçok okur maili aldım, birçok arkadaşım oldu o kitap sayesinde. bebeğimin ilk yılı da ilk kitabı okuyanlar tarafından merakla okunan bir ikinci kitaptı.
elbette baskı tükendi, bin tane basılmıştı ne de olsa... hala arayıp soran kimi okura elimde kalanlardan gönderiyorum hayrına, o başka... neyse ne diyordum, ece'nin hamilelik günlüğü geçen yıl bir kez daha okuyucuyla buluştu. kitabı istiklal kitabevi bastı ve pek sessiz sedasız girdi piyasaya yeniden. birçok okurun haberi bile olmadı kitabın güncellendiğinden... başka meseleler de oldu istiklal ile. neyse, önemli değil şimdi bunlar...
ama benim öykülerim, asıl yazdıklarım yani, bir yerde durup dinlenmeye/demlenmeye devam ettiler yıllar boyunca... ve tamam o iki kitabı seviyorum ve bana ulusal gazetelerin kapılarını açıp çocuklar üzerine yazdıranlar da onlar ama elimi kolumu bağladılar, bana başka bir şey yazdırmıyo keratalar gibi hissediyordum...
derken halil gökhan ile tanıştım. okuduğum, bildiğim, sevdiğim bir yazar. internet sağolsun, sanal bir dostluğumuz oldu. derken halil'in edebiyat ajanı olduğunu öğrendim. gerçi kendisi böyle nitelendirilmeyi pek sevmiyor... halil bana evet efendim tıpkı amerikan filmlerinde gördüğünüz gibi bir "kitap ısmarladı". "şunu yaz" dedi, her gün msn'den de "hadi, çabuk, nereye geldin, kaçıncı maddedesin" diyerek beni motive etti!
kitap bitti, halil'e gitti. halil kitabı alıp yayınevlerine gitti... bir yazar olarak yayınevlerinin kapısını açmak zor ama bir ajan... ama bir ajan... evet onlar işini biliyorlar ve bu yüzden onlar ajan, biz sadece "yazar"ız...
ve olumlu sonuç geldi... kitap basılacaktı...
buraya kadar da olabilir bir heyecan diyelim...
ama kitabı DOĞAN KİTAP basacaktı ve ilk baskı 5bin adet olacaktı... işte bu benim uçtuğum andır. bin basılan kitaplar ülkesinde ilk baskısı 5bin olan bir kitabı yazan kişi ben miyim? ve her kitap fuarında iç geçirerek yıllar yılı doğan kitap standındaki yazarlara bakan, bir gün acaba benim kitabım da bu yayınevinden çıkar ve ben de kitabımı imzalarım diyen küçük kız ben miyim? vallahi benim...
ne diyeyim...
iyi haber budur... kitap ağustosta çıkıyor...
halil gökhan'a en derin teşekkürlerimle tabii. insanın bir edebiyat 007'sinin olması harika bir şey...