Çarşamba, Şubat 03, 2010
Salı, Şubat 02, 2010
I lovE u, MaN
I Love You,Man (Adamım Benim) neşeli bir film. Erkeklerin yakın arkadaş edinmeleri kolay değil, belli bir yaştan sonra, hele de evlilik arifesinde, sırf kız arkadaşın seni tuhaf bulmasın diye arkadaş edinmeye çabalamak nasıl beyhude oluyor, onu anlatıyor.
Bir erkeğin başka bir erkeği arayıp yemeğe çıkalım mı demesi, sonra yanlış sinyallerden dolayı gay olanların yemekten daha fazlasını bekliyor olmaları gibi, komik bir filmde rastlanabilecek detaylarıyla neşeli bir haftasonu eğlencesi... Tavsiye ediyorum. "bromantic" kavramını da böylece yerinde görmüş olursunuz!:)))
Pazartesi, Şubat 01, 2010
kaRrmaKArıŞık

Facebook’ta ilişki durumlarını ifşa etmekten hoşlanan birçok insan var. Ama en komik seçenek: “It’s complicated” değil mi? Karışık yani. Nasıl karışık? Anlatması zor. E peki, oldu o zaman.
Bu cümleden yola çıkarak ismi konmuş nurtopu gibi bir de filmimiz var vizyonda. İlişki durumu: Karmakarışık. Başrollerde Meryl Streep (Bu kadın hiç boş durmaz mı? Başka orta yaş üzeri gişe başarısı getirecek kadın oyuncu hiç mi yok? Neyse…), adamım Alec Baldwin ve yüzü hep aynı komik ifadeyle sabitlenmiş Steve Martin bey. Alec Baldwin’e yüz vermeyenler, üçüncü sınıf oyuncu diyenler, size sesleniyorum! Gördüğünüz ve bu filmde de izleyeceğiniz üzere kendisi üçüncü sınıf oyuncu falan değildir, aksine doğru projeleri bu yaşına kadar bir türlü kapamamış bir adamdır. 30 Rock sağ olsun, şimdi şu yaşında zirveye adım adım yaklaşıyor. Adamım benim yav, onun adına seviniyorum şu küçük fani dünyada, iyi mi!!!!
Filmi izlemediyseniz de bir şekilde izleyeceğinize eminim. Zira Meryl, Alec ve Steve iyi bir üçlü… Hep genç kadın ve adamların aşk meşk ilişkilerinden bıktıysanız, orta yaşta durumlar ne alem diyorsanız, hoş bir seyirlik diyebilirim. Hüzünlü ama… Bana öyle geldi yani, eğlenceli vs değil…
Pazar, Ocak 24, 2010
Kuşlar, Yetenekler, Çocuklar (Ben geldim!!!)
Evde bir muhabbet kuşu eksikti. O da oldu; çok mesuduz, çok bahtiyarız. Ben hayata bu kadar çok öten bir kuş görmedim, bundan sonra da görmem gibi geliyor. Muhabbet kuşlarının, adı üstünde muhabetten hoşlandıklarını biliyordum da susmamacasına bu faaliyeti sürdürmek istediklerini bilmiyordum. Evde fon müziğine hiç ihtiyaç yok, öyle diyeyim. Kuş mütemadiyen varlığını hissettiriyor… Bir dakika susmamasının yanı sıra birtakım şarkılarda coştukça coşuyor, Yetenek Sizsiniz açıkken mesela, Zühtü’nün rock versiyonumsu halini söyleyen çocukları dinlemek mümkün olmadı( aslında pek iyi oldu, felakettiler)…
Zühtü çıkar çıkmaz bizim kuş başladı delicesine ötmeye… Nasıl bir şarkıysa bu Zühtü, bana çocukluğumu, kuşa da bizim anlamaya kadir olamayacağımız şeyler hatırlattı. Bir de mesela seksenlerden Knife’ı çok seviyor. Kuşun seksenlere karşı özel bir ilgisi var diyelim… Ayrıca çay kaşığını daldır bardağa, yine ötüyor. Sanırım öyle uzak ülkelerden gelme bir cins değil kendisi, halis Türk kuşu. Çok yaşasın!
Yetenek Sizsiniz demişken… İzlemesi şart programlardan. Eğer tabii nasıl bir ülkede yaşadığınızı siz de merak ediyorsanız. Zira memleketin tümü yetenekli olduğunu zannediyor. Memleket yetenekten geçilmiyor. Yalnız yüzde ellisi Michael Jackson’ın izinde. Ne Jackson sever bir milletmişiz, yarışmayı seyrederseniz anlarsınız. Herkes Moon Walking yapıyor, herkesin bir fötr şapkası, bantlı parmakları, beyaz çorap ve makosenleri var. Kimi, hakkını yemeyelim, iyi de kıvırıyor Michael Jackson olma işini. Ama kimi hakikaten çok fena… Bana şöyle geliyor; ülkemizdeki insanların bir bölümü şuurlarını tamamen yitirmişler çünkü bu kadar yeteneksiz olup da bir yetenek yarışmasına katılabilmek medeni cesaret işi değil tamamen bir şuursuzluk göstergesi…
Bir çocuk kaç yaşında Facebook’lamalı diye soruyorum sizlere… Bana kalsa çoook ileride diyeceğim ama yenildik işte… Sekiz yaşındaki veletler Facebook’ta arkadaşlarıyla haberleşiyor ve oyunlar oynuyorken “Anne neden ben yokum Facebook’ta?” sorusunun ısrarla gündeme gelmesine daha fazla kayıtsız kalamadım. Şimdi benim Facebook kapalı, kızımınki açık. Ayrıca kendisi de pek uyanık… Bana geçen gün onun Facebook’ta neler yaptığını takip edip etmediğimi sordu. “Elbette ediyorum” dedim, “Anne olarak senin sanal ya da gerçek, nerede ne yapıyor olduğunu bilmek benim işim…”
Zühtü çıkar çıkmaz bizim kuş başladı delicesine ötmeye… Nasıl bir şarkıysa bu Zühtü, bana çocukluğumu, kuşa da bizim anlamaya kadir olamayacağımız şeyler hatırlattı. Bir de mesela seksenlerden Knife’ı çok seviyor. Kuşun seksenlere karşı özel bir ilgisi var diyelim… Ayrıca çay kaşığını daldır bardağa, yine ötüyor. Sanırım öyle uzak ülkelerden gelme bir cins değil kendisi, halis Türk kuşu. Çok yaşasın!
Yetenek Sizsiniz demişken… İzlemesi şart programlardan. Eğer tabii nasıl bir ülkede yaşadığınızı siz de merak ediyorsanız. Zira memleketin tümü yetenekli olduğunu zannediyor. Memleket yetenekten geçilmiyor. Yalnız yüzde ellisi Michael Jackson’ın izinde. Ne Jackson sever bir milletmişiz, yarışmayı seyrederseniz anlarsınız. Herkes Moon Walking yapıyor, herkesin bir fötr şapkası, bantlı parmakları, beyaz çorap ve makosenleri var. Kimi, hakkını yemeyelim, iyi de kıvırıyor Michael Jackson olma işini. Ama kimi hakikaten çok fena… Bana şöyle geliyor; ülkemizdeki insanların bir bölümü şuurlarını tamamen yitirmişler çünkü bu kadar yeteneksiz olup da bir yetenek yarışmasına katılabilmek medeni cesaret işi değil tamamen bir şuursuzluk göstergesi…
Bir çocuk kaç yaşında Facebook’lamalı diye soruyorum sizlere… Bana kalsa çoook ileride diyeceğim ama yenildik işte… Sekiz yaşındaki veletler Facebook’ta arkadaşlarıyla haberleşiyor ve oyunlar oynuyorken “Anne neden ben yokum Facebook’ta?” sorusunun ısrarla gündeme gelmesine daha fazla kayıtsız kalamadım. Şimdi benim Facebook kapalı, kızımınki açık. Ayrıca kendisi de pek uyanık… Bana geçen gün onun Facebook’ta neler yaptığını takip edip etmediğimi sordu. “Elbette ediyorum” dedim, “Anne olarak senin sanal ya da gerçek, nerede ne yapıyor olduğunu bilmek benim işim…”
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)